SOYKIRIMCI BİR
MUTANAT ŞİZOFRENİN
SOY GEÇMİŞİ
Binyamin Netanyahu'nun soy kütüğü, Doğu Avrupa'daki haham kökenli bir aileden modern İsrail siyasetinin merkezine uzanan net bir çizgi çizer.
Bu hattın kilit dönüm noktası, dedesinin soyadını İbraniceleştirmesidir.
Ancak bu aile geçmişi etrafındaki tartışmalar özellikle "toprak meşruiyeti" iddiaları çoğu zaman ana akım akademi tarafından reddedilen "Hazar hipotezi" ile seçmeci gerçekleri birbirine karıştırır.
Dede ve Nine Kuşağı:
Özgün Soyadı, Kökenler ve Değişim Mantığı
Netanyahu'nun dedesi Nathan Mileikowsky, bugün Belarus'ta yer alan ve o dönem Rus İmparatorluğu'nun "Yahudi yerleşim bölgesi" içinde bulunan Kreva'da doğdu. Babası Zvi Mileikowsky'ydi. Nathan, Volozhin Yeshivası'nda sekiz yıl öğrenim görüp hahamlık icazeti aldı. Ardından aktif bir Siyonist aktivist, yazar ve hatip oldu. Eşi Sarah Mileikowsky'nin kızlık soyadı Lurie'ydi. 1885'te Litvanya'nın Šeduva kasabasında doğdu.
Doğu Avrupa Yahudiliğinin entelektüel ve dini merkezlerinden biri olan Volozhin Yeshivası ("Yeshivaların Anası"), Talmudik metodolojinin ve tutucu dini eğitimin kalbiydi. Nathan Mileikowsky'nin burada aldığı sekiz yıllık derin hahamlık eğitimi, onun kitleleri etkileme ve dini retorik ile Siyonist ideolojiyi harmanlama yeteneğinin temelini attı.
19. yüzyılın sonlarında Rus İmparatorluğu'ndaki "Yahudi yerleşim bölgesinde" (Pale of Settlement) tırmanan çarlık pogromları, Mileikowsky ailesinin geleneksel pasif dini bekleyişi terk ederek 'radikal Siyonist eylemlilik'e kaymasında ana katalizör oldu. Eşi Sarah'nın mensup olduğu Lurie ailesi ise, kökleri Orta Çağ Aşkenaz dünyasına ve ünlü haham sülalelerine dayanan skolastik bir kolu temsil etmekteydi.
"Netanyahu" ailenin özgün soyadı değildir.
Nathan Mileikowsky, makalelerinde "Netanyahu"’yu mahlas olarak kullanmaya başladı.
Bu ad İbranicede "Tanrı verdi" anlamına gelir ve "Natan-Yahu"’nun kısaltılmışıdır.
Yıldırım Ordularının Nablus Hezimeti ve Mondros Mütarekesi ile Osmanlı'nın tamamen işgal edilmesinin hemen ardından 1920'de ailenin İngiliz Mandası altındaki Filistin'e göçü ile başlayan bu değişim, Siyonistler arasında yaygın olan İbranice soyadı benimseme pratiğine uygun düştü.
Nathan'ın oğulları (Benzion dahil) sonunda "Netanyahu"’yu resmî aile soyadı olarak kabul etti.
Benzion Netanyahu, 1910'da Varşova'da Benzion Mileikowsky adıyla doğdu.
I.Dünya Savaşı'nın patlak verdiği dönemde İngiliz Rothschild Ailesi'nin başında bulunan 1.Baron Rothschild Nathaniel Mayer Rothschild'in 1915 yılında ölümünün ardından ailenin liderliğine geçen (özellikle 1917 Balfour Deklarasyonu sürecinde) büyük oğlu 2.Baron Rothschild Lionel Walter Rothschild, tarafından “Osmanlı İmparatorluğu'nu parçalamak için” JÖNTÜRKLER ile iş birliği yapmakla görevlendirilen soykırımcı revizyonist Siyonist Ze'ev Jabotinsky'nin (Babıali'deki Jöntürk Medyasının yöneticisi ve Çanakkale Savaşında Türk katliamı yapan Katır Brliklerininin kurucusu ve İngiliz Yüzbaşısı rütbeli komutanı) “Özel Kalem Müdürlüğü”’nü yaptı.
Anlamayanlar için büyük bir paradoks olarak görülen "derin Atatürk sevgileri” ve "derin Türk/Osmanlı/İslam düşmanlıkları”nın sırrı bu sürecin bir Jeopolitik ve Teopolitik olguları içinde saklıdır!
Jabotinsky 1940'ta ölene kadar bu görevde kaldı!
Benzion Netanyahu'nun fikri dünyası, Ze'ev Jabotinsky'nin "Demir Duvar" (Iron Wall) doktrini ve tavizsiz Revizyonist Siyonizm ilkeleri doğrultusunda şekillendi.
Jabotinsky'nin özel kalem müdürlüğü görevini yürüttüğü yıllar, Filistin coğrafyası üzerindeki İngiliz Manda yönetimi ve küresel finans aktörleriyle yürütülen arka kapı diplomasisinin en kritik evresiydi.
Revizyonist çizgi, Sol-Siyonistlerin kademeli ve uzlaşmacı yerleşim politikalarını kesin bir dille reddediyor ve Ürdün Nehrinin her iki yakasını kapsayan silahlı, tavizsiz ve yayılmacı bir Siyonist devlet modelini savunuyordu.
Benzion, bu radikal doktrini aile içi pedagojinin merkezine yerleştirerek oğullarını bu ideolojik sertlik içerisinde yetiştirdi.
Ardından Yeni Siyonist Örgüt'ün (New Zionist Organization) ABD yürütme direktörü olarak görev yaptı.
Eisenhower ve Dışişleri Bakanı Acheson gibi politika yapıcılarla sürekli temas halindeydi.
Akademik alanda Benzion, İspanya Engizisyonu üzerine yaptığı kapsamlı çalışmalarıyla tanındı.
Temel tezi şuydu:
Konversolar (yani Hristiyanlığa gönüllü geçen, sonra gizlice Yahudilik uygulamakla suçlanıp öldürülen Yahudiler) aslında neredeyse tamamen dindar Hristiyanlardı. Onlara yönelik zulüm, dinî değil, derin bir ırkçı antisemitizmden kaynaklanıyordu.
Bu "revizyonist" tarih tezi İspanyol tarihçiliğinde sürekli tartışma yarattı.
Henry Kamen gibi tanınmış tarihçilerin kendi görüşlerini yeniden gözden geçirmesine yol açtı.
Eleştirmenler ise onun Engizisyon arşivlerinin kanıt değerini tamamen görmezden geldiğini ve her şeyi ırkçı zulmün "büyük komplo anlatısına" indirgediğini savundu.
Benzion'un siyasi tutumu son derece sertti
Şöyle demişti:
"Çatışma eğilimi Arapların özünde vardır. O doğuştan düşmandır… Onun varlığı bitmeyen bir savaştır."
Analizlere göre Benzion hayattayken, Binyamin Netanyahu'nun Arap komşularla kapsamlı bir barış anlaşması imzalamasını duygusal olarak mümkün görünmüyordu.
Üç Kardeş ve Entebbe Operasyonu
Benzion, 1944'te Tzila Segal ile evlendi.
Tzila Petah Tikva'daki bir tarım yerleşiminde doğdu.
İbranice ana diliydi.
Çiftin üç oğlu oldu.
Yonatan (lakabı "Yoni"), Binyamin ve Iddo.
(3’ü de İsrail'in aynı seçkin komando biriminde görev yaptı.)
Binyamin Netanyahu 21 Ekim 1949'da Tel Aviv'de doğdu.
Ağabeyi Yonatan, 1976'da Entebbe Operasyonu'nda Sayeret Matkal komutanı olarak girdiği çatışmada öldürüldü.
Yoni'nin ölümü Binyamin'in hayatını derinden etkiledi.
Aynı yıl siyasete girdi ve terörle mücadele amaçlı "Yonatan Enstitüsü"’nü kurmaya çalıştı.
Bazı analistler Benzion'u "İsrail'in Joseph Kennedy'si"’ne benzetir. Siyasi umudunu büyük oğluna bağlamıştı.
İkinci oğul Binyamin ise tıpkı Jack Kennedy gibi, ağabeyinin ölümünden sonra ailenin siyasi mirasçısı hâline geldi.
Yonatan Netanyahu'nun Entebbe Operasyonu'nda öldürülmesi, Netanyahu ailesi için sıradan bir kayıp değil, ailenin siyasi teolojisini yeniden inşa eden kurucu bir mitostu.
Benzion Netanyahu, oğlunun hatırasını ulusal bir kahramanlık simgesine dönüştürürken, Binyamin Netanyahu bu trajediyi küresel düzeyde bir siyasi sıçrama tahtası olarak kullandı.
Yonatan Enstitüsü bünyesinde düzenlenen uluslararası terör konferansları, Binyamin'in Amerikan muhafazakâr çevreleri (Neo-konservatifler) ile doğrudan ilişki kurmasını sağladı.
Binyamin, Massachusetts Institute of Technology (MIT) ve Boston Consulting Group (BCG) geçmişinin kazandırdığı Batılı üslup ile ağabeyinin askeri mirasından doğan Siyonist trajediyi birleştirerek İsrail sağının değişmez aktörü hâline geldi.
DNA, Hazar Hipotezi:
Meşruiyet Tartışması
2016'da Netanyahu, kardeşi Iddo'nun yaptırdığı DNA testinin sonuçları’nı açıkladı.
Ailenin baba tarafı soyu, daha önce varsayıldığı gibi saf Doğu Avrupa Aşkenaz kökenli değil, Sefarad Yahudilerine uzanıyordu.
Genetik araştırmalar, ailenin Y kromozomunun R1a haplogrubunun Y2619 dalı altındaki Y2630 alt dalına ait olduğunu gösterdi.
Bu varyant geleneksel olarak Levioğulları (Levi) soyuyla ilişkilendirilir.
Ancak Netanyahu ailesinin "toprak meşruiyeti" tartışması sıklıkla ana akım akademi tarafından reddedilen "Hazar hipotezi"ne (Khazar theory) kayar.
Bu hipotez, Aşkenaz Yahudilerinin (Netanyahu gibi) Orta Çağ'da Yahudiliği kabul eden Hazar Türklerinin torunları olduğunu, dolayısıyla; antik İsrail'in on iki kabilesinin soyundan gelmediğini ve İsrail toprağı üzerinde tarihsel hakka sahip olmadığını iddia eder.
Bu teori, Şubat 2026'da Amerikalı yorumcu Tucker Carlson'ın sözleriyle yeniden kamuoyuna girdi.
Carlson, ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee ile yaptığı söyleşide, Netanyahu'nun ailesinin "Polonya'dan, Doğu Avrupa'dan" geldiğini, dolayısıyla "Tanrı'nın toprağı vaat ettiği o insanlarla nasıl bir bağı olduğunu" sorguladı.
Şunu vurgulamak gerekir:
Hazar hipotezi DNA analizlerinin ortaya çıkmasıyla büyük ölçüde çürütülmüştür.
Ayrıca Anti-Defamation League (ADL) bu teorinin antisemitler tarafından Yahudilerin İsrail toprağıyla tarihsel bağını reddetmek için kullanıldığını, üstelik İsrail Yahudilerinin çoğunun Aşkenaz değil, Kuzey Afrika ve Orta Doğu kökenli olduğunu göz ardı ettiğini belirtir.
Eleştirmenler, bu tür söylemlerin alt metninin İbraniceleştirilmiş soyadı değişikliğinin meşruiyetini reddetmek olduğunu, Netanyahu ailesinin Doğu Avrupa geçmişini öne çıkararak Yahudi kimliğini ve İsrail'le bağını inkâr etmeye çalıştığını savunur.
Bu arada Netanyahu ailesinin son kuşağında ters yönde bir "soyadı değişimi" de yaşanıyor.
İsrail gazetesi Haaretz'in 2026 tarihli araştırmasına göre, Netanyahu'nun küçük oğlu Avner, resmen Avi Segal adını aldı.
Sık sık Türklere ve Türk Devletine hakaretler yağdıran eşcinsel büyük oğlu Yair ise 2026 vergi belgelerinde Yonatan Hon olarak kayıtlı.
Bu, dedesinin İbraniceleştirme yönündeki değişiminin tam tersi bir yön.
Artık toprakla ve ulusla bağı vurgulamak değil, yurt dışında anonim yaşamak ya da "Netanyahu" soyadının getirdiği siyasi yükten kaçınmak söz konusu!!!
Bu soyadı kaçışı, Netanyahu hanedanının sosyolojik krizini gözler önüne sermektedir.
Dede Nathan Mileikowsky'nin Filistin'e gelişte ulusal kimliği pekiştirmek ve Siyonist devleti simgelemek amacıyla aldığı "Netanyahu" adı, iki kuşak sonra küresel düzeyde nefret, yolsuzluk, savaş suçları ve siyasi bagaj simgesi hâline gelmiştir.
Avner'in anne tarafının soyadı olan Segal'i seçmesi ve Yair'in finansal belgelerde Yonatan Hon adını kullanması, kurucu ideolojinin ve iddia edilen toprak bağının aile içi çözülüşünü simgelemektedir.
Gözden Kaçan Kritik Bir Tarihsel Gerçek
"Kan bağı" ve "meşruiyet" tartışmalarında sıkça göz ardı edilen bir gerçek şudur:
Netanyahu ailesi, İsrail'in kuruluş siyasi sürecinde göçmen ve kurucu rolünü üstlenmiştir. Antik sakinlerin doğrudan torunları olarak kan bağı iddiasında bulunan bir aile değildir.
Nathan Mileikowsky 1920'de Polonya'dan Filistin'e göç etti. Benzion Netanyahu İsrail kurulmadan önce ABD'de Revizyonist Siyonizm'in başlıca lobicisiydi...
Ve
Cumhuriyetçi Parti'nin 1944 parti programına ilk kez bir Yahudi devletini destekleme maddesini sokmayı başardı.
Bu ailenin toprakla bağı, biyolojik soy kütüğünün ayrıntıları ne olursa olsun modern Siyonist hareketin siyasi eylemine dayanır.
Netanyahu ailesinin tarihsel ve siyasi çizgisinin özü, kadim topraklara dayanan otantik bir kan bağından ziyade, 20. yüzyılın başında Doğu Avrupa'dan ithal edilen radikal milliyetçilik, ideolojik lobicilik ve askeri varoluş hamlesidir.
Benzion Netanyahu'nun Amerikan siyasi mekanizması içerisindeki diplomatik baskıları ve Republican Party kanadında kurduğu stratejik ittifaklar, Netanyahu ailesini İsrail'in tarihsel kadrosu içerisindeki en agresif unsurlardan biri haline getirmiştir.
Ali Aslan DODURGA
03.09.2026 // Ankara



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder