15 Şubat 2014 Cumartesi

SERT KIVRIMLI, ÇOK PARÇALI ve “İZLENME”Lİ (!) YENİ DUNYA HARİTASI

Dünyanın yeniden şekillendirilme çabalarının tam merkez eksenindeyiz.



Dünya, ulu orta ve hayasızca yeniden düzenlendiriliyor. 

Şer koalisyonu birlikleri, ağızlarından sarkan köpüklü salyalarıyla önüne gelene havlıyor, önüne geleni ısırıyor.

Kudurmuşlar sürüsü globalizm virüslerini hızla yayıyorlar.

Virüs küresel çetelerin beynine ulaşmış bir kere..

Geri dönüş yok..

Ya topluca itlaf olacaklar, ya da kuduz tüm dünyayı saracak..

Herkes bu savaşın içinde.

Sakın kimse kendini dışarıda ve güvende hissetmesin.

Tarihler boyunca her türlü salgının durdurulma ve kırılma noktası olan Anadolu son ve en ağır misyonunu üstlenmiş durumda.

Ama bu gelmiş geçmiş en zor misyonu okuyabilmek ve anlayabilmek neredeyse imkansız.

Bu okunamama durumu iyimi kötü mü zaman gösterecek.

Ama emin olduğum bir şey var.

Görenler, gösterilenler ve görmesi gerekenler iyi görecek.

Bir görecek, tam görecek.

Alıyoruz satıyoruz, açıyoruz kapatıyoruz, giriyoruz çıkıyoruz güncellemelerindeyiz şimdilik.

Bunlar görüntülendirilmesine izin verilmiş güncel evcilikler.

Alttan ve derinden büyük tezgahlar döndürülmekte inceden inceden.

Nano-Mikro esaret kapımızda!

Ülke kapısı değil, evimizin kapısında..

Aydınlaaarrrr!

Nerelerdesiniz.?

Aman saklanmaya devam edin ve sakın ortaya çıkmayın da  daha fazla kararmayalım.

Neler mi döndürülüyor?

İşte hissettiklerim ve sezgilediklerimden

bir iki örnek, aşağıda bilgi ve incelemelerinize sunuyorum.

Umarım hoş(!)ça vakit geçirirsiniz.


Not: Dijital kimlik uygulamaları Amerika Teksas’da çok büyük sığır çiftliklerinde denemiş. Atlı kovboylarla, Ciplerle, hatta helikopterlerle kontrol edilemeyen devasa sığır sürüleri problem olunca, her sığırın boynunda dijital bir tasma yerleştirmişler. Sonrasında belirlenen “manyetik sınır”lara yoğun ve etkileyici dijital yayınlar yapılmış. Manyetik sınırı aşmaya çalışan sığırlar kusarak bayılmışlar. Şartlı refleks geliştirip sanal sınırları tanımışlar ve “belirlenmiş” alanlarında huzurla otlamaya devam etmişler.. 

Şimdiler de ise “elektronik tasma” dan “dijital kimliğe” dönüşmüş teknolojinin öncelikli olarak hangi bölgelerde uygulanacağı çok merak konusu imiş!

Rant öncelikli sözde teknoloji meraklılarına “hayırlı otlama”lar dilerim.

Tabii otlayacak ot bulabilirlerse..

İhtiraslı çıkarları peşindeki çılgın koşuları sonunda yeşili bile kalmamış kurak bir çayırda bitecek anlaşılan..

Satmaya, sattırmaya, vermeye, devretmeye, kapatmaya, örtmeye, talana, özelleştirmeye devam edin siz.

Üstelik, Türk Askerine küstahça davranmaya…. 

Son otlayan iyi otlayacak…… !!! 

Ali Aslan DUMANOL  
01 MART 2008
Ankara



Akıllı kart !
TÜBİTAK Ulusal Elektronik ve Kriptoloji Araştırma Enstitüsü (UEKAE) ile Plastikkart Akıllı Kart İletişim Sistemleri Sanayi ve Ticaret AŞ (Plastkart), akıllı kart konusunda iş birliğine gitti. TÜBİTAK UEKAE Müdürü Önder Yetiş ve Plastkart Genel Müdürü Ali Yıldız, ‘’Türkiye aklını kullanıyor’’ sloganıyla tanıtılan AKİS’in 5 yıllık kullanım lisans hakkının Plastkart’a verilmesi dolayısıyla anlaşma imzaladı. İş birliği kapsamında TÜBİTAK UEKAE tarafından geliştirilen ve önümüzdeki dönemde ulusal kimlik kartı ile dijital imza projelerinde kullanılmaya hazır, tamamı ulusal bir kart işletim sistemi olan Akıllı Kart İşletim Sistemi (AKİS), ürettirilen çiplere yüklenerek Plastkart’a teslim edilecek. TÜBİTAK UEKAE Proje Yöneticisi Mustafa Başak da yaptığı konuşmada akıllı kartların güvenilir, izlenebilir (!), denetlenebilir, uyumlu ve esnek olduğunu belirterek, nüfus sayımı, seçimler, askerlik belgeleri, evlilik cüzdanı, sürücü belgesi, pasaport, SSK karneleri ile Sağlık ve Maliye bakanlıkları ile belediye uygulamalarında kullanılabileceğini kaydetti.


Biyometrik kart geliyor !
Kimlik kartı yerine kullanılacak olan, biyometrik veriler de içeren "elektronik vatandaşlık kartı" için çalışmalar pilot bölge oluşturularak başlayacak. Kimlik kartı yerine kullanılacak olan, biyometrik veriler de içeren "elektronik vatandaşlık kartı" için çalışmalar başlıyor. Elektronik vatandaşlık kartı ilk aşamada belirlenecek olan pilot bölgede hayata geçecek. Vatandaşlık Kartı Projesiyle ilgili Başbakan Recep Tayyip Erdoğan imzalı Başbakanlık Genelgesi bugünkü Resmi Gazete’de yayınlandı.  Genelgeye göre vatandaşlık kartının hayata geçirilmesi öncelikle sağlık ve sosyal güvenlik alanında olacak. Pilot proje 3 aşamadan oluşacak. Birinci aşamada, vatandaşlık kartı, kart okuyucular, TÜBİTAK- Ulusal Elektronik ve Kriptoloji Araştırma Enstitüsü (UEKAE) tarafından geliştirilecek işletim sistemi ve uygulamaların testi UEKAE içerisinde yapılacak. İkinci aşamada, ilgili tarafların kararıyla belirlenecek bir ilçede, 10 bin vatandaşı kapsayan bir pilot uygulama gerçekleştirilecek. Üçüncü aşamada ise uygulama 300 bin vatandaşı kapsayacak şekilde, ikinci aşamanın uygulandığı ilçenin bağlı bulunduğu ilde denenecek. Vatandaşlık kartının basımı, dağıtımı ve sağlık hizmetlerinde kullanımına yönelik süreçlerin de test edilmesi açısından, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü ve Sağlık Bakanlığı da pilot uygulamaya katılacak. Pilot uygulamanın her aşamasında, bir sonraki aşamaya geçmeden önce Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı ve ilgili taraflar yakın işbirliği içerisinde uygulamayı değerlendirecek. Vatandaş memnuniyeti, ölçeklendirme ve uygulanabilirlik açısından başarı sağlandığında, eylemin sorumlu ve ilgili kurumlarıyla birlikte karar verilerek, bir sonraki aşamaya geçilecek. Vatandaşlık kartının, ülke geneline yaygınlaştırılması aşamasında kartın tüm vatandaşlar için üretilmesi ve dağıtılması görevini eylemin sorumlu kuruluşu Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü üstlenecek. Bu aşamada, vatandaşlık kartı eyleminin hayata geçirilmesindeki diğer yonga üretimi (!), kart basımı ve benzeri süreçler, işin mali ve ekonomik yönü de göz önüne alınarak, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü sorumluluğunda yürütülecek. BİYOMETRİK (!) VERİLER KULLANILACAK: Halen kullanımda olan nüfus cüzdanının yerini alacak olan vatandaşlık kartı üzerinde sadece statik bilgiler yer alacak, değişken bilgilere yer verilmeyecek. Kart içerisinde temel olarak kart sahibine ait kimlik bilgileri bulunacak. Vatandaşlık kartı ile sağlanan hizmetlerde, hizmetin özelliğine göre farklı güvenlik seviyelerinde kimlik doğrulama yöntemleri olan şifre, fotoğraf, biyometrik veri kullanılabilecek. Biyometrik kimlik doğrulama yöntemi olarak parmak izi eşleştirmesi kullanılacak. Parmak izi verisi sadece kartın üzerinde bulunacak, merkezi herhangi bir veritabanında tutulmayacak. Başbakanlık genelgesinde proje kapsamında tüm kamu kurum ve kuruluşların eş güdüm içinde çalışması istendi.


Bu da telefonlar (!) için (önemli satır araları var)
Telekomünikasyon Kurumu, GSM Telefon Cihazlarının kayıt altına alınmasını düzenleyen Elektronik Kimlik Bilgisini Haiz Cihazlara Dair Yönetmelik Resmi Gazete’de Yayımlandı Telekomünikasyon Kurumu, Ankara, 18.10.2005 Kamuoyunda daha çok kayıtsız GSM Telefon Cihazlarının kayıt altına alınmasıyla ilgili olarak anılan “Elektronik Kimlik Bilgisini Haiz Cihazlara Dair Yönetmelik 18 Ekim 2005 tarihli ve 25970 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.5392 sayılı yasa ile değişiklik yapılan 2813 sayılı Telsiz Kanunu’na dayanılarak çıkarılan Yönetmelik, elektronik kimlik bilgisini haiz cihazların kullanımı ve işletmecilerin sorumluluklarına dair usul ve esasları düzenliyor.Son yıllarda GSM Telefon Cihazları ile ilgili olarak artan cinayet, gasp, çalınma gibi sosyal boyutlu ve kaçakçılık gibi ekonomik boyutlu sorunların, varolan düzenlemelerle istenilen ölçüde önlenememesi nedeniyle, 2813 sayılı Telsiz Kanununda değişiklik yapan 5392 sayılı kanunla bu sorunların önlenmesine ilişkin yeni bir düzenleme yapıldı. Bu yasanın uygulamasına Yönelik olarak çıkarılan “Elektronik Kimlik Bilgisini Haiz Cihazlara Dair Yönetmelik” bir yandan Kurum tarafından yetkilendirilerek faaliyet gösteren işletmeciler ile elektronik kimlik bilgisini haiz cihaz kullanıcılarının sorumluluklarını, diğer yandan geçici maddeleriyle 13 Aralık 2005 tarihine kadar kayıtsız cihazların kayıt altına alınmasına ilişkin düzenlemeleri kapsıyor. İşletmeciler, abone kayıt işlemleri sırasında 22/12/2004 tarihli ve 25678 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Telekomünikasyon Sektöründe Tüketici Hakları Yönetmeliğine uygun şekilde düzenlenmiş abonelik sözleşmesinin eksiksiz tanzim edilmesi ve sözleşmenin yanında ; Bireysel aboneliklerde nüfus cüzdanı, sürücü belgesi, basın kartı, avukatlık kimlik belgesi, askeri kimlik belgesi veya kamu kurum ve kuruluşlarında çalışanlar için işyeri kimlik belgesi, Evlilik Cüzdanı veya pasaportun; Kurumsal aboneliklerde yetkili kişinin nüfus cüzdanı veya sürücü belgesi ile imza sirküsünün; Yabancı uyrukluların aboneliklerinde geçerlilik tarihi uygun pasaport, gemi adamı belgesi veya Nato kimlik belgesinin, birer suretinin abone sözleşmesi ile birlikte muhafaza edilmesiyle yükümlüdür. Kurumun oluşturmakta olduğu ve 13 Aralık 2005 tarihi itibarıyla çalışmaya başlayacak olan Merkezi mobil cihaz kimlik tanımı veri tabanı (MCKS -CEIR), tüm elektronik kimlik bilgisi (UMCK-IMEI) taşıyan cihazların, elektronik kimlik bilgilerinin işlendiği ve hareketlerinin izlendiği bir liste olarak düzenlenecek. Elektronik Kimlik Bilgisi değiştirilmiş, Kurum tarafından onaylanmamış ya da kullanıcısının isteği dışında elinden çıkan cihazların elektronik haberleşme şebekelerinden hizmet almaya çalışması durumunda, (MCKS -CEIR) kullanılmak suretiyle işletmeciler tarafından bu cihazlar hizmet dışı bırakılarak, bu cihazları kullanmaya teşebbüs edenler hakkında Kurum tarafından Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmasına  esas olmak üzere bu abonelerin isim, ünvan ve açık adresleri, abone kimlik ve iletişim bilgileri ile cihazın kullanıldığı tarih ve yer bilgilerini eşleşmesinin yapılmasını müteakip MCKS bildirilecek. Yönetmelik ayrıca Telekomünikasyon Kurumunda kurulacak olan Bilgi ve İhbar Merkezinin ne şekilde çalışacağını da kapsıyor. Aboneler; çalınma, yağmalanma, kaybolma veya her ne suretle olursa olsun rızası dışında elinden çıkması ihtimaline karşı cihazlarının haberleşme şebekesinden hizmet almasının engellenmesi için, öncelikle Kurum bilgi ve ihbar merkezine bu cihazdan kısa mesaj göndererek kayıt yaptıracaklar. Rızası dışında elinden çıkan cihazlarını haberleşmeye kapattırmak isteyen aboneler; Kurumun bilgi ve ihbar merkezine önceden kayıt yaptırmışlarsa doğrudan ihbar merkezini aramak suretiyle, Kurumun bilgi ve ihbar merkezine önceden kayıt yaptırmamışlarsa, Cumhuriyet Savcılıkları kanalıyla, başvuruda bulunacaklar. Elektronik Kimlik Bilgisini Haiz Cihazlara Dair Yönetmelik, Yönetmeliğe dayanak teşkil eden Yasanın yayınlandığı 13 Temmuz 2005 tarihinden önce ve sonraki yurda kaçak giren, izinsiz ve benzeri kanuni olmayan şekilde ithal edilen ve bu sebeple Kurum kayıtlarında yer almadığı veya elektronik kimlik bilgisinin değiştirildiği tespit edilen veya Kurum tarafından onaylanmamış marka ve modeldeki cihazlara uygulanacak işlem ve yaptırımları da içeriyor. 13 Temmuz 2005 tarihinden önce Kurum kayıtlarında bulunan kayıtsız ve kimlik bilgisi değiştirilmiş cihazlar 13 Aralık 2005 tarihine kadar kayıt altına alınacak. 13 Temmuz 2005 tarihinden itibaren yurda kaçak giren, izinsiz ve benzeri kanuni olmayan şekilde ithal edilen ve bu sebeple Kurum kayıtlarında yer almadığı veya elektronik kimlik bilgisinin değiştirildiği tespit edilen veya Kurum tarafından onaylanmamış marka ve modeldeki cihazlar bir daha kullanıma sokulmamak üzere 13 Aralık 2005 itibarıyla elektronik haberleşme şebekesi bağlantıları kesilerek, devre dışı bırakılacak ve ilgililer hakkında Kurum tarafından Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulacaktır. İşletmeciler, Kurulmakta olan teknik altyapı çalışmaları tamamlandıktan sonra, Kurum tarafından elektronik kimlik bilgisi değiştirilmiş ya da kayıt dışı cihaz kullandığı belirlenen abonelere 13 Aralık 2005 tarihine kadar en az iki defa kısa mesaj göndererek nerelere ve hangi belgelerle kayıt yaptırabileceklerine ilişkin olarak abonelerini bilgilendirecekler. Kamuoyunun bilgilendirilmesini teminen bilgilerinize saygıyla sunulur.


Ve Amerika !   
ABD'de dijital vatandaşlık: "Ulusal kimlik kartı, federal hükümete, tüm Amerikalıların attığı her adımı izleme olanağı verecektir. Geçmiş bize göstermiştir ki, hükümetler elde ettikleri bu gücü zararlı şekilde kullanıyorlar"ABD Temsilciler Meclisi, sürücü belgeleri de dahil, yetişkinler tarafından kullanılan tüm kimlik kartlarında elektronik uygulamaya geçilmesini öngören yasa tasarısını onayladı. Yasa tasarısı kapsamında gereken şartlara uymayan belge ve kimliklerin sahiplerinin federal görevlilier tarafından, havalanlarına, trenlere, ulusal parklara, federal mahkemelere ve federal hükümet tarafından kontrol altında tutulan yerlere girmeleri engellenecek. Kanun tasarısı 261'e 161 oyla onaylandı. Gerçek Kimlik Yasası olarak adlandırılan yasanın kıstasları, tüm sürücü belgelerinin ve kimlik kartlarında dijital fotoğrafın bulunması ve sahteciliği önleme amacıyla manyetik şerit kullanımını da içeren "minimum bilgi öğeleriyle makineler tarafından tanımlanan teknoloji" kullanılacak. İç Güvenlik Bakanlığı, yönetmeliğin detaylı taslağını hazırlayacak. Cumhuriyetçi siyasetçiler, teröristlere engel olmak için yeni yasaların gerekli olduğunu ifade ederek, 11 Eylül 2001 saldırganlarından dört tanesinin yasal sürücü belgelerine sahip olduğunun altını çizdi. Cumhuriyetçi Tom Davis, Çarşamba günü kulislerde başlayan tartışmalarda, "Bir uçağa bindiğimde ve biri bana kimliğini gösterdiğinde o kişinin söylediği kişi olduğundan emin olmayı isterim" dedi. ABD, kişinin Sosyal Güvenlik numarasını Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile bağlantı kurularak teyit edilebilecek. Ayrıca kişinin belgeleri arasından doğum tarihi, ülkeye giriş konumu vb. kıstasların kontrol edilmesi zorunlu kılınacak.Yasa tasarısının başka bir kısmında da eyaletlerin federal fonlardan yararlanabilmeleri için Motorlu Araçlar Kuruluşu'nun veritabanları ile bağlantı kurmalarının zorunlu olduğu belirtiliyor. Paylaşılan haberler arasında sürücü belgelerinin ve kimliklerin üzerindeki ve sürücünün geçmişte kullandığı motorların numaraları da dahil tüm bilgiler yer alıyor. Gerçek Kimlik yasa tasarısına ağırlığını koyan Bush yönetimi, muhafazakar ve sivil toplum örgütleri tarafından ulusal kimlikle eşdeğerde görülüyor. Perşembe günü yapılan oylama partilerin içlerinde ayrılıklar olduğunu gösterdi. Yüzde 95 civarında Cumhuriyetçi, yasa tasarısı lehine oy verirken, demokratların dörtte üçünden fazlası aleyhine oy kullandı. Washington'dan Demokrat Eleanor Holmes Norton, Cumhuriyetçilerin eyaletin haklarıyla oynayarak ikiyüzlülük yaptıklarını ifade etti. Sivil toplum örgütleri yasa tasarısını, kınayarak yeni kuralları "fiilen ulusal kimlik kartı" olarak nitelendiriyor.Yasa tasarısının ateşli silahların ruhsatlarıyla ilgili kıstasları da içerdiğinden yakınan Amerika Silah Sahipleri, ulusal kimlik kartlarının uygulanması için bürokratik bir kapının açıldığını ifade etti.Öte yandan sivil toplum örgütleri, söz konusu yasa tasarısının ABD'yi polis devlet haline çevireceğini savunuyorlar. Söz konusu yasa, hükümete gereğinden fazla güç verilmesini ve bireylerin mahremiyet hakkının ihlali olarak değerlendiriliyor. Teksas Eyaleti'nden Cumhuriyetçi senatörü Ron Paul, "Ulusal kimlik kartı, federal hükümete, tüm Amerikalıların attığı her adımı izleme olanağı verecektir. Geçmiş bize göstermiştir ki, hükümetler elde ettikleri bu gücü zararlı şekilde kullanıyorlar" dedi. Cumhuriyetçi Kent Snyder ise "Gerçek Kimlik Yasası, kanunlara saygılı olan Amerikalılara, Sovyetler Birliği'nde ülke içinde kullanılan pasaportları getirmektedir" dedi. Snyder, "Söz konusu yasa Amerikayı polis devlet haline getirecektir" diye konuştu. Yasa tasarısının en çok eleştiri alan maddelerinden biri, göçmenlerin sürücü ehliyeti almasına getirilen sınırlamalar. Amerikan Göçmen Avukatları Birliği, söz konusu yasa ile birlikte göçmenlere ehliyet verilmesinin önüne geçileceğini ve bunun da minumum standartların ihlali olduğunu belirtti. Örgütten yapılan açıklamada, göçmenlerin sahte sürücü ehliyeti almaya zorlanacağı vurgulandı. resim altı ABD'nin Kaliforniya Eyaleti'nin Sutter kentinde Brittan İlkokulu'nda geçen ay öğrencileri kontrol etmek için bacaklarına çip takılması tartışmalara neden oldu. Öğrencilere takılan çipte, öğrencinin adı, fotoğrafı, notu ve okulun verdiği kimlik numarası yüklü. Bu bilgiler okuldaki bir monitörden izlenebiliyor. Öğrenci velileri ise takılan çipin öğrencilerin sağlığına zarar verdiği ve sivil hakların ihlal edildiği gerekçesiyle karşı çıkıyorlar.


Hiç yorum yok:

GÜLE GÜLE USAMA



Güneş sisteminde bir yıldız daha kaydı….

Ak yıldız
veya
Kara yıldız....

Ama kesinlikle bir yıldız!

Rahat yaşantısını, servetini, malını, mülkünü ve iktidarlı düzenini bırakarak vahşi ve katil batı emperyalizmine, diktatörlerine ve organize faşistlerine karşı mücadeleye ayıran bir doğu devrimcisi.

Dünyanın her yerinde hedefler belirleyebilen ve eylemler gerçekleştirebilen bir dirayet. Gelmiş geçmiş en büyük sivil saldırıların icadı mucidi… 

Cin başına kurduğu tek kişilik güç devletinin deha kralı, daha yaşarken efsane olmuş büyük kişilik, mucize insan, devletlerin ve en büyük askeri güçlerin korktukları ve ürktükleri müstesna kişilik.

Adına ödüller konulan, yasaklar çıkarılan, tedbirler alınan, kanunlar çıkarılan dev karakter. Tek başına NATO’ya, Amerika’ya, Avrupa Birliğine, krallara, kraliçelere, devlet başkanlarına, başbakanlara tek başına posta koyan cesur bir yürek. 

En güçlü ordulara, birliklere, istihbarat örgütlerine, timlere kendi başına kök söktüren bir ulu adam.

Şişirme olduğu deşifre olmuş bir çok kofti ve sahtekar bati devrimcisinin yanında cüceleştiği, minik kaldığı abide ruh… 

Kanında “kutsal kromozon” taşımadığı için bir türlü medyatik devrimci olamayan, sıradan bir ademin içinde devleştiği büyük kimlik…

Hiç kimsenin yaşantısının detaylarını bilmediği gizli bir fenomen.

Elbetteki, onunla beraber gibi görünen ve onun adını kendi çıkarları için en cani planlarda kullanan çok gizli ve derin yapılar haricinde …

Usama Bin Ladin CIA’nın arka bahçesi olan Suudi Arabistan’dan çıkmıştır. Önemli bir familyanın önde gelenlerinden birisiydi. İnsan, acaba bunda CIA’nın ne kadar parmağı var demekten kendini alamıyor. Peki her yerin bir arka planı var da CIA’nın yok mu? 

Elbette vardır....

Dan Brown kadar şifre koyamam ama, CIA’ya kalıcı amir köşelerin tapularını ellerinde tutan muhteremlerin ana dillerine bir göz atıvermek faydalı olacaktır diyebilirim. 

Bu dili bilenler “yol”un kilometre taşlarındaki levhaları da kolayca okuyabileceklerdir…

Tarihin cilve’sine (yapılandırılması) bakınız ki, koyu derili Usma’yı, koyu derili bir adamla, Obama ile öldürdüler.

Böylece batının beyaz(!) elleri kana bulaşmamış oldu yine... 

Tıpkı ikiz kulelerin yerle bir edilmesine hipnozlanmış kara derililere yaptırılanlar gibi…

Üstelik ölümün planlandığı tarih de çok manidardır. 

Irak üzerinden bir türlü başarılamayan, tuzağa çekilemeyen Türkiye’nin Suriye üzerinden taraf olmaya zorlandığı ve kırılma noktasının başlangıcı olan günler.

Türklerin düğmesine basıldığı günler... 

Hemen arkasının İran ve Türkiye topraklarında çorap söküğü gibi gelmesinin planlandığı günler...

Korkarım ki kurguların sonuna, korkuların başına gelindi artık. Herkes korkmalı. Bu salak, adi ve vahşi savaş (katliam) planları herkese bulaşır. Karaları kullanan ak ellere de…!


Romanımızın kahramanı Ladin’in öldürüldüğü yer Pakistan’dır.

Mavi gözlü sarışınların ve kıvırcık saçlı zencilerin asla rahat dolaşamayacağı bir memleket!

10 yıldır gizlenen ve bir kamuflaj ustası Usame’nin yaşadığı yerler…

Nasıl olmuşsa oluvermiş, sarışın coniler tarafından aniden basılıp öldürülüvermiştir.

Türkiye’deki Kürtlere yapılacak operasyon benim çıkarlarıma karşıdır diyen conilerce..

Demokrasiye aykırıdır söyleviyle bebek katilini infaz ettirmeyen conilerce..

Şimdi kanlı salyaları ile sevinç çığlıkları atıyorlar “beyaz”(!) saray önünde…..


Görünen o dur ki; 

Misyonu tamamlandırılmış Usame açıkça satılmıştır. 

Adice bir pazarlık sonuncu ihbar edilerek imha edilmesi sağlanmıştır.

Bu pazarlık üzerine en çok oyun oynan bir coğrafyada ve koordinatta gerçekleşmiştir.


Gözlerden kaçırılmaması gereken diğer bir ayrıntı ise;

Usame, gözünden vurulmuş….. !!!!!!

Gözden vurarak yapılan infazlar genellikle ihanet etmiş istihbaratçılara uygulanır..

O halde;

Usame kim(ler)e çalışıyordu?

Nasıl bir ihanet yaptı?

Görünürde coni olan geçek infazcılar kimler……?


İnşallah Türkiyeyi bizim adımıza yöneten, özünde bizden olmayanlar gaza gelip derin bir saçmalık içine girmemişlerdir. 

Yoksa bu işin sonu hiç de planlandığı gibi bitmez!

İzin vermeyiz…


Türkler kazanacak!
Biz Kazanacağız!

GÜLE GÜLE AMERİKA

USAME BİN LADİN  OPERASYONUN  SATIR  ARALARI


Amerikalılar Usama Bin Ladin’i öldürdüklerini iddia ettikleri operasyona GERENIMO kod adını koymuşlar.

İlk başta “Amerikalı gibi” görünen bu kod ad aslında çok derin sırlar, bilgiler, gerçekler, itiraflar ve korkular da içermekte… GERENIMO, Amerika topraklarının gerçek sahipleri olan Kızılderi’lerin Apachi Kabilesine mensup gerçek bir kahramanın adıdır.

Amerika’da, istilacı yabancı katiller tarafından işgal edilen topraklarına karşı cesurca mücadele vermiş ölümsüzlüğe ulaşmış bir kişilik. Tek başına kök söktürmüş Amerikan askerlerine ve devletine… Uzun süre yok edilememiş, aynı Usama Bin Laden gibi. Yaptığı eylemler ve savaşlar ile haklı bir üne kavuşmuş. Yalnızca kendi kabilesi ve Kızılderililer arasında değil, bir çok demokrat ve özgürlükçü Amerikalılar arasında da itibar sahibi olmuş ve taraftar toplamış.

Kısaca ve özetle; Emperyalizme ve faşizme karşı çok başarılı ve gerçekten kahramanca bir savaş vermiş hakiki bir devrimci. Sanal olmayan hakiki bir halk kahramanı GERENIMO... Daha da açık bir ifade ile; Amerika’ya İllallah dedirtmiş tek kişilik bir ordu ve büyük Amerikan faşizmine direnen son kale…

Dolayısı ile bu isimin çok büyük bir önemi var Amerikalılar adına…

O da; Son gerçek direnişin kırılması !

“Kod adı Gerenimo” operasyonun işte bu anlamda değerlendirilmesi ve algılanması gerekir.  Bu ucube operasyon ile Amerika Devletine karşı son direnişin efsanesi sembolik anlamda da sona erdirilmiştir.

Sık dokulu örümcek ağlarından aydınlığın pek sızamadığı ulu(!) Amerikan kafalarının içinde Gerenimo adı yerli bir tehdidin, Usama adı ise küresel bir tehdidin adıdır. Simge olmuş bu isimlerin korku adına fonksiyelliği ise zamanlar üstüdür…

Bu sinsi korku, Amerikan DNA’larının içine bilgi proteinleri ile birleşen suçluluk amino-asitleri ile sentezlenerek geleceklerine miras olmuştur. Olmaya da devam edecektir.

Operasyon her yönü ile bir fiyasko, bir ucube ve şapşallık örneğidir. Başta Irak’ın bombalanması olmak üzere başarılarını(!) dünyeye naklen izletmeye pek meraklı olan Coni’ler bu sefer on-line faciayı yalnızca kendileri izlemişlerdir.(Fotoğrafını aşağıda veriyorum)

Salaklıklarını ve acizliklerini kendi kameraları ile tespit etmiş olan Amerikalıların bu komediyi dünya basınıyla paylaşamaması ise kendi açılarından elbette doğaldır. 

Her yönü ile bir muamma haline gelmiş ve Kızılderili kahramanı Gerenimo adı verilmiş bu ucube operasyon neyin başarısıymış bir bakalım.


OPERASYONA AİT GENEL SORULAR 
(TÜRKİYE İLE DE İLİŞKİLENDİRİLMİŞ)

01.    
Operasyonun yapıldığı ev’i CIA ile yıllarca izlediklerini söylüyorlar. 
O halde operasyon için bu güne kadar beklenmesinin sebebi nedir?

02.          
Yıllarca izlenerek silah taşımadığı belli olan Usame neden Saddam gibi canlı olarak teslim 
alınmamıştır?

03.        
Koca bir ülkeye sadece bir Rambo göndermeyi pek seven Amerika, bu sefer gerçekten 
minik boyutlardaki bir ev’e dünyanın en iyileri olduğu iddia edilen özel komandolardan, 
yani 80 adet Rambo indirmesinin sebebi 'nasıl bir korku'nun sonucudur?

04.       
Bu baskın sırasında insanlıktan saklanan sır nedir… 
Bir Rambo fiyaskosu ve facia olacak bir kadın, çocuk katliamı olmasın sakın?

05.       
Baskın sonrası görüntülen evin dış duvarlarında neden hiçbir kurşun deliği, bomba izi, 
roket hasarları yoktur! 
Yoksa Rambo’lar eve helikopter yerine lağımdan mı girmişlerdir?  
Basından saklanmasının sebebi kakaya bulanmış karelermidir?

06.         
47 dakika sürdüğü iddia edilen baskından gösterilebilecek bir 10 sn.’lik bile bir 
görüntünün verilememesi  yoksa ağır bir fiyaskoyu kapatma çabasımıdır ?

07.          
Operasyonda yaralanan ve ölen Rambo’ların sayıları kaçtır?

08.          
Operasyona Amerikalı olmayan müttefik devletlerin Askerleri de katılmışmıdır? 
Katıldılar ise Aralarında Pakistanlı, Afganistanlı, İsrailli, Türkiyeli  ve başka milletlerden 
özel kuvvetler de varmıdır?

09.          
Operasyona evin içini çok iyi bilen kişi(ler) de katılmışmıdır?

10.        
Düşürülen helikopterin gerçeği nedir? 
Saldırı sırasında rütbeli  subay(lar) da öldürülmüşmüdür?

11.          
Usame’nın öldürüldükten sonra açıklanmasını istediği bilgiler olması ve bunları dünyanın 
dört bir köşesine dağıtmış olması olasıdır. 

Hal böyle ise hangi karşı hangi tedbirler alınmıştır?

12.          
Operasyon öncesi CIA yetkilisinin Ankara ziyaretinin bu operasyonla alakası nedir? 
Türkiye, halkından gizli olarak pazarlıklı ve tehditli bir tuzağın içine mi çekilmek 
istenmektedir?

13.         
Bu ziyarette eğer bazı kozlar kullanılmış ise, Türkiye’den  hangi taleplerde bulunulmuştur?

14.          
Libya, Mısır, Tunus, Yemen ve Suriye kalkışmaları ile eş zamanlı olması bir tesadüf 
müdür?

15.          
Bahse konu Ülkelerle Türkiye arasında vizelerin kaldırılması girişimi bir  sadece 
bir rastlantı mıdır?

16.          
Türk derin yapılarındaki Amerikancılık ve karşı Amerikancılık polarizasyonun bu 
operasyona öncesinde ve sonrasında ki etkileri nelerdir? Güçlü olan ve ağır basan taraf 
hangisidir?

17.          
Bu operasyon ileride bölünmesi düşünülen ve planlanan Pakistan için bölünmenin 
başlangıcını tetikleyecek bir kırmızı düğme midir?

18.          
Operasyon için Pakistan'ın onayı alınmış mıdır ve Pakistan operasyona katılmış mıdır? 
Dolayısı ile, artık Pakistan da bir El-Kaide hedefi midir.

19.          
Yoksa, Amerika en değerli ajanlarından biri olan Usame’ye yeni bir yaşam kapısı mı 
açmıştır?


OPERASYONA AİT GENEL YORUMLAR:  
(TÜRKİYE İLE DE İLİŞKİLENDİRİLMİŞ)

Bu gürültüler açıkça çöken bir tepegözlü devin çıkardığı duyulabilir hale gelmiş acıklı iniltisinden başka bir şey değildir. Kocaoğlan artık ayakta durmakta bile zorlanmaktadır. Bu durum o’nu daha da saldırgan ve acımasız yapmaktadır. Sahip olduğu tepesindeki tek gözün nur’u da giderek kararmaktadır! Açtır, kimsesizdir ve hiç dostu yoktur. Kendi bağında yayılıp şen şakrak cikleyen cüceleri ise durumdan tamamen bi-haberdir.  Dev bir vampire dönüşmüş Tepe-gözlerini salya sümük bir coşku ile alkışlamaya ve kutsal kaseden kutsal kan içmeye devam etmektedirler….

Görünen o dur ki, henüz içlerindeki Kızılderili korkusunu bile atamamışlardır. Hal böyle iken hadleri olmadan daldıkları yeni Amerikalardaki Kızılderililer (yerli halk – yerliler) fena halde canlarını sıkmakta ve her yeni gece yeni bir karabasana dönüşmektedir. Ama geleneksel sevgili karabasan kovucuları olan tepe-göz’lerinin her iki ayağı da bataklığa saplanmıştır. Durumun farkındaki dev dadıları ise, bu yüksek tonajlı öksüz ve yetim kocaoğlanı leş tüccarlarına çoktan pazarlamışlardır. Çünkü yeni devleri hazırdır tarihin ve zamanın planlamacıları için….

Gittikçe büyütülmekte ve şişirilmektedir yeni tepegöz…. Daha çabuk irileşmesi içim sürekli hormon takviyeleri yapılmaktadır. Yeni dev yeni dünyada değil kadim topraklardadır. Anadolu’dadır….. !!!

Yalnız bu kadim coğrafyadaki yaşayan ulu gelenek, yeni kıta Amerika'daki toplamalara hiç benzememektedir.   Çünkü bu topraklarda dev’lere tapmazlar… Dev’leri avlarlar !

Bu insanlar; Gılgamış bilgeliğinden gelen algı berraklığına, ejder sütüyle ve dev etiyle beslenen yiğitlik kültürüne, Ergenekondan çıkış için demir dağları eritecek derinliğe,  Uygurlardan gelen medeniyete,  Metehan’dan gelen ordu disiplinine, Dünyayı fetheden cengaverlere, Bizans surlarını yerle bir eden teknolojiye ve en önemlisi daha bir çok kabiliyeti koordineli kullanabilecek genetik bir akla sahiptir.

Bu kadim topraklarda Türkler yaşamaktadır. Türkler burada ki yeni(!) Kızılderililerdir. Ama eski Kızılderililer gibi  sadece ok, yay ve mızraklarla değil modern (bilinmeyenler de dahil) savaş aletlerine sahiptir ve çok ustaca kullanmaktadır.  Daha da kötüsü, bu çağdaş ateş boruları için (Kızılderili dilinde ateşli silah / tüfek) soluk benizlilere de muhtaç değildir. Fevkalade yetenekli, cesur ve girişimci kahramanlara sahiptir bu teknolojileri üretebilen… Hatta diğer soluk benizlilere satabilen ve dahi ki onlara da kullanmayı da öğreten çağdaş yiğitlere. !

Bu yiğitlerin yaşam alanlarını yaydıkları coğrafya neredeyse dünyanın her yeridir.!  Anayurt Asya,  Sibirya, Kuzey Kutbu, Kuzey Avrupa, Balkanlar, Güney Doğu Avrupa, Anadolu, Orta Doğu, Kafkasya, Kuzey Afrika, Alaska, Kanada, Amerika… Hem de az değişiklikle özünü muhafaza eden ana dilleriyle, TÜRKÇE ile… Gel de sen  “operatör” (!)  ol ve salaklaşma….

Afganistan’da operasyon,Türkçe lazım, Kafkaslarda operasyon, Türkçe lazım, Ortadoğu’da operasyon,Türkçe lazım, Suriye’de operasyon, Türkçe lazım, İran’da operasyon, Türkçe lazım, İsrail’de operasyon, Türkçe lazım,  Rusya’da operasyon, Türkçe lazım, Çin’de operasyon, Türkçe lazım, Yugoslavya’da (eski) operasyon, Türkçe lazım, Bulgaristan’da operasyon, Türkçe lazım, Yunanistan’da operasyon, Türkçe lazım, Makedonya’da operasyon,  Türkçe lazım, Arnavutluk’ta yapacaksınız, Türkçe lazım, Kıbrıs’ta operasyon, Türkçe lazım….

Amerika’daki yerli halk direnişinin sembol ismi GERENIMO adını Usame Bin Ladin operasyonuna kod adı olarak koyarak El-Kaide direnişi ile beraber gizli korkularınızı da kapatmak istediniz anlaşılan.  

Bir kod adı, bir operasyon, toptan ve defaten kurtuluş…  
Kusura bakmayın ama çok cılız bir kurgu… 

Biliniz ki, son zamanlarda yaptığınız her girişim bir son değil bir başlangıç oluyor yerli halklar için ve zamanı gelmiş hakiki kurtuluş için.  Ve bir son değil bir başlangıç oluyor korkularınız kaynağı olan ebedi yok oluş için…

Güle güle Amerika, 
Uğurlar olmasın…
Seni hiç özlemeyeceğiz!
Güle güle…..


OPERASYON VE KIZILDERİLİLER

KOD ADI GERENIMO

Amerikan yönetimi Ladinin öldürülmesini(!) işte böyle izlendi …..

Usame Bin Ladin’in operasyon sırasında kod adı olarak  ‘Geronimo” verildiği açıklandı.

Bu isim ABD’de sadece tek anlama geliyor, efsane  Kızılderili  lider, Geronimo…
O beyazlara karşı savaşan bir kahraman ve son Apaçi şefi… 
On dokuzuncu yüzyılda yaşamış Amerikan kızılderili lideri. 
Beyazlara karşı mücadele veren kahraman ve son Kızılderili olarak tanınmıştır.


GERENIMO (1829-1909) KİMDİR ?


Geronimo (jur-ahn`’-moh) veya diğer adıyla Goyathlay olarak adlandırılan bölgede, günümüzde Yeni Meksika1829 yılında doğmuştu. Şef Mahko’nun torunu olan Geronimo, bir Bedonkohe Apache yerlisiydi. Meksikalı askerler ona Geronimo, İspanyollar ise Jerome derlerdi. İsmi bu nedenle, sonradan Geronimo olarak bilinecekti.

Geronimo’nun doğum yılı kimi tarihçilere göre 1829 olarak belirtilmektedir. Doğum yeri konusunda da çelişkiler vardır. Tarihçilere göre New Mexico’dur. Ancak Apache kültüründe doğum yerinin bir gizemi vardır. Geronimo kendisinin Arizona ‘da No-doyohn Kanyonunda doğduğunu söyler .Dolayısıyla Geronimo’da bunu ifade ederken toprağına , yöresine bağlılığının altını çizer. İnanışa göre yüce ruh onları bir amaç doğrultusunda doğdukları yere yerleştirmektedir. Dolayısıyla doğum olayının onlar açısından bir ruhani yönü ve ritüeli vardır.

Sonora-Arispe’deki Apache yerlileri için, aslında o bir lider olarak görülüyordu. Geronimo’nun savaş kariyeri bir Chiricahua (Apacheler arasında en çok saygı duyulan Apacheler) ve aynı zamanda şefi olan kayınbiraderiyle de bağlantılıydı. Juh adındaki bu şefin, sözcüsü olarak beyazlarla ilişki kurmuştu.


Geronimo Amerikan hükümetine karşı savaşan son liderlerden biriydi.

Apacheler arasında ise son savaşçıydı. O sıralar Amerikalı yerleşimcilerin yanı sıra İspanyollarda bu bölgeye akın etmeye başlamıştı. Geronimo’nun hayatındaki en kötü anı da bu dönemde gerçekleşti.

1858 yılında bir gün eve döndüğünde, eşi, annesi ve 3 çocuğunu İspanyollar tarafından öldürülmüş olarak buldu.

Anlatılanlara göre Geronimo, beyaz olan herkese karşı nefret duymuş ve elinden geldiği kadar beyaz öldürmeye çalışmıştı. Onun bu intikam ateşi Apacheler arasında bir üne sahip olmasını sağlamıştı.

Arizona ve New Mexico’da yaşayan beyaz yerleşimcilere suratındaki agresif ifadesi ve vücudundaki Apache kanından dolayı hep korku saçacaktı.

Geronimo (en sağda) ve savaşcıları, 1886

Geronimo, aslında bir şef değildi; ama bir şamandı (şaman: tıp adamı – şifacı – büyücü) ve bu yönü diğer özellikleri ile de birleşmiş, sonuçta ruhsal ve entellektüel bir lider olmasını sağlamıştı.

Apache şeflerinin hepsi, onun görüşlerine ve gücüne saygı duydu. 1870’de rezervasyon bölgesine (San Carlos)yerleştirilen Geronimo, buradan kaçmaya çalışacak; fakat tutuklanıp bölgeye geri gönderilecekti. Üç kez daha kaçmayı deneyen Geronimo, dördüncü kaçışında başarılı oldu ve yakalanamayınca, 500 izci ve 3000 Meksikalı asker onun peşine düştü. İzciler sonunda onu buldu ve rezervasyon bölgesine geri götürüldü.

Ancak özgür ruhlu Geronimo bir yıl sonra 35 savaşçı, 109 kadın, çocuk ve gençle bu bölgeden de kaçmayı başardı. 1885’teki bu kaçışından 1894’ yılına kadar Geronimo bulunamadı.

Bir keresinde 24 adamı ile 5000 süvariden kaçan Geronimo Dumanlı Dağlar’a sığınmış ve dağları didik, didik arayan süvariler ilginçtir ki Geronimo’nun izine bile rastlayamamıştı. Geronimo’yu yakalayamayan süvariler köylere saldırıp kadın ve çocukları öldürmeye başlamışlardı. Bunu duyan Geronimo sonunda dayanamadı ve halkına zarar gelmemesi için teslim oldu ve Oklahoma’daki Fort Sill’e yerleştirildi. Geronimo teslim olduğunda yanında en son 16 savaşçı 12 kadın ve 6 çocuk kalmıştı.

Lawton’daki okul müdürü S.M. Barrett’a yerli bir çevirmen aracılığı ile hayatını kaydettirdi. Geronimo bir savaş suçlusu olduğundan müdür Barrett, dönemin başkanı Teddy Roosevelt’e varıncaya dek, her makama yazarak “Sürgündeki Kızılderili’nin sözlerini” kaydetmek için izin istemişti.

Geronimo anılarını anlatmaya Apache’lerin yer yüzüne geliş hikayesinden başlamıştı. İlk söyleşinin sonuna gelip, Barrett bir soru sorduğunda alacağı cevap şu oluyordu, “Ne söylüyorsam onu yaz.” Ölümünden önce son günlerini geçirmek için Arizona’daki evine dönmek istemiş ancak izin verilmemişti. Ve 1909 yılında bir savaş mahkumu olarak Oklahoma’da öldü.

Kimilerine göre Geronimo işkence yapılarak öldürülmüştü

Öldükten sonra Geronimo rezervasyon bölgesinin arka tarafına gömülmüştü fakat ertesi gün Geronimo gömüldüğü yerde değildi. Çünkü o bir efsaneydi ve efsaneler ölmezdi. Geronimo’nun sembolik mezarı Fort Sill – Oklahoma bölgesindedir. Apachelere göre Geronimo kutsal topraklar olan dumanlı dağlardadır.

Apache Yaşamına Dair:

Moris Opler isimli tarihçi Apche’leri 4 ana kabileye göre ayırmıştır;  

Mescalerolar
Lipanlar
Jicarillalar
Chiricahua’lar 

Geronimo da Chiricahua’ların bir alt kolu olan Bedokohe grubunun bir üyesi olarak doğmuştur. Apache’lerin yaşam alanlarında belli eşyaları yoktu . En beligin özellikleri ördükleri değerli sepetlerdi, yanlarında kamış, ok ve yay bulunurdu. Normal yaşatılarında ok,  yay ve mızrakla avlanırlardı.

Meksikalıların onları köleleştirmek için giriştikleri saldırılarla onların savaşçı yönü ortaya çıkması onlar için en belirleyici tanımlardan biridir. 

Geronimo’da bu durum için şöyle bir saptama yapmaktadır: “Biri öldürüldüğünde Chiricahua  kültüründe onun intikamının alınması gerekmektedir.”

Göçer bir yaşam biçimleri olması dolayısıyla reservasyon yaşamını asla benimseyememişlerdir. Çiftçilik ve tarım asla onlara göre değildir. Bu yüzdendir ki en son teslim olanlar onlar olmuş ve özgürlük mücadelesinin en önemli ve inatçı savaşçıları olarak anılmışlardır.

(Ancak teslim oluşlarından sonra yaşadıkları rezervasyonda Geronimo’nun bile tarımla uğraştığını , elinde karpuzla çekilmiş fotoğraflarından görüyoruz maalesef.)

Çocukluktan itibaren bir Apache erkeği savaşçı olarak yetiştirilir. 
(Ağızlarına aldıkları bir yudum su ile onu yutmadan 4 mil koşmak gibi bir eğitimde bu işin parçalarından biridir.)


Kısa Kısa, Geronimo ve Apache’lerin mücadelesi:

İlk Apache 1837’ de öldürülür.

Savaş 1860 ‘da başladı ve 1886’ da Geronimo ve Naiche’nin teslim olmalarına kadar sürdü.

1863’de Mongas Colorado’nun ölümü için Geronimo “Yerlilere yapılan gelmiş, geçmiş en büyük yanlıştır” demiştir. Bud a Geronimo’nun savaşını sebeplerinden biri olmasının önemli bir sebebi olarak düşünülebilinir.

1860-1870’de Chiricahua’ların yaşam alanlarının saldırıya uğraması  savaşçıları öne çıkardı. Geronimo’da bu savaşlarda öne çıktı. Savaş liderliği kabile şefliğine eşdeğerdi. Geronimo hiçbir zaman kabile şefi olmasa da o savaş lideriydi. Geronimo halkına  kültürüne olan aşırı bağlılığından dolayı uzlaşmaz ve sert bir kişiliğe sahipti. Bu tavrıyla halkı arasında bile tepki görüyordu. Hatta halkının yaşam alanını ve biçimini korumak adına gerçekleri saklayabildiği bile söylenmektedir.


Geronimo’nun  Özgürlük Savaşı

1876’ da San Carlos’dan kaçışında Arizona Citizen Gazetesi’ nin Chiricahua’ların yok edilmesi gerektiğine yönelik yaptığı bilinçli, kasti ve taraflı yayınının etkisi büyüktür. Bunun asıl nedeni reservasyon bölgesinde maden bulunmasıydı.Çeşitli yağmalama eylemlerinde bulundu.

21 Nisan 1877’ de John Clum ve Apache Polisi tarafından Ojo Caliente’ de tuzağa düşürülüp tutuklandı ve San Carlos’ a geri götürüldü.

1881’ e dek aklında daima kaçış planı ile kendini kamufle etti, çiftçilik yaptı, hayvan yetiştirdi.

1881 Eylül’ünde güneydeki  Sierra Madre’ ye kaçtı. (Burası onun kendini özgür hissettiği ve gizlenebildiği en özel yerlerden biriydi.)

1883’ de General George Crook onu buldu ikna etti ve yeniden San Carlos’a geri dönmesini sağladı.

1885 Mayıs . Geronimo hiç aklından çıkarmadığı yeni bir kaçış planını uyguladı. Chato ve dost teğmen Britton Davis’in içinde olduğu bir yalanı şefler Naiche ve Chihuahua’ ya söyledi ve adamlarıyla beraber rezervasyondan kaçmayı başardı. Yalan ortaya çıktığında aralarında ciddi bir husumet oluştu.

25-27 Mart 1986‘ da General Crook, Geronimo ve diğer şefler yapılan meşhur toplantıda son savaşçıda görünürde ebediyete kadar teslim oldu.  Orada şunları söyledi Geronimo :

 “İki , üç kelime yeterli ... Kendimi size bırakıyorum.Bana ne isterseniz yapın. Teslim oluyorum. Bir zamanlar etrafta rüzgar gibi dolaşırdım. Şimdi size teslim oluyorum ve hepsi bu.”

Geronimo bir kez daha özgürlüğünü yitirmiş hislerle kamptadır.  Ancak olaylar onun peşini Fort Bowie’ de de bırakmaz. O gece kampta yaşanan içkili gecenin ve Tribilot adlı içki satıcısının da etkisiyle, geri götürülürse öldürüleceğine inandırılır ve 38 kişilik (kimi kaynaklarda 24-39 kişi arası geçer) grubu ile kamptan ayrılır.   

Bu olaydan sonra Crook  görevden çekilir ve yerine General Nelson A. Miles getirilir.  

Miles’ın ilk açıklaması anlaşma, görüşme olmayacağı ve ölü yada diri Geronimo ve adamlarının geri getirilecekleridir. Bundan sonra belki de tarihin en çarpıcı gerilla savaşlarından biri yaşanır.

Tüm Amerikan ordusunun 3. Taburu 5000 asker 1000  kadarda yerli askerden oluşan 6000 kişilik güç 24 savaşçısı ile Geronimo’nun izini sürmeye başlar ki güneyde de Meksika kuvvetleri onlara destek olmaktadır.  5 ay süren bu amansız takipte Miles  amacına ulaşamaz.

Yani Geronimo’yu ele geçiremez… !

Ama sonuçta açlık, yorgunluk ve tükenmişlikle anlaşma için buluşurlar.  Görüşmelerde Geronimo’ya yine Miles tarafından birçok iyi sözler söylenir ve sözler verilir.

Ama yine hiçbiri gerçekleştirilmeyecektir. 4 Ekim’ de Geronimo, Naiche ve adamları teslim olmuş olarak bir trenle Florida’ya gönderilirler.

1894 - Florida  ikliminde kırılan Chiricahua’lar geriye dönemediler.

Verilen sözler yerine getirilmemişti. Büyük kayıplar sonrası geriye kalanların batıya dönemsine izin verildi ancak kendi topraklarına değil  Oklohama’da ki Fort Sill Rezarvasyonuna. Burada askerlerin Geronimo’yu  alay edercesine “ Gerry” diye çağırdıkları ve onunda bundan nefret ettiği kendince ifade edilmiştir.

1898’ de Tras- Missipi Omaha Uluslarası Fuarına teşhir için götürülür.

1901’ de Buffalo’ daki Pan-Amerikan Fuarına da götürülür.

1904’ de St. Louis Fuarında  kendi elyazısıyla adını yazar. (Medeniyet Geronimo’ya yazı yazmayı öğrettiğinin teşhirini yapmaktadır.)

1905’ de T. Roosvelt’ in seçim törenine Amerikan Atı ile birlikte  katıldı. Bu dönemde  rezervasyon yaşamı ve beyaz adamın kurallarını iyice gözlemler ve onların kurallarıyla oynamaya başlar.  Ok ve yay yaparak onları satar, ayrıca konuşmak içinde beyazlardan para talep eder.  Beyazlarla kendi kurallarıyla alay eder.

1909’ da Fort Sill’ de ölür. Ölümü de ilginçtir. Yaptığı ok ve yayları satmak için Luvton’a gitmiş, aşırı yağışlı bir hava olmasına rağmen atına atlayıp geri dönmüş ancak atından düşmüş, tüm gece yağmurda kalmış ve hastanede ölmüştür. Üşütme ve zatürree. Ayrıca alkollü olduğu söylenir. Gençken bir bir ruhun ona; kurşunların onu öldürmeyeceğini söylediğini belirtmiş, vücuduna yarım düzine kurşun isabet etmesine rağmen kurşun ile  ölmemiştir.

Geronimo’ nun Hayatından:
Geronimo Konuşuyor:  “ Usen bütün insan kabilelerini yarattı ve onları yaratırken bir amacı vardı... ve her yarattığı için onlara bir yuva verdi... Onlara Batı Ülkesini verdi.  Tahıl , meyve, av verdi . Şifa için bitkiler verdi, bu bitkileri nerede bulacaklarını ve nasıl ilaç yapacaklarını öğretti. Bu yuvayı Usen verdi Apacheler buradan çıkarıldığında hastalanıyor ve ölüyorlar .”

Sihirli 4 Rakamı:
Dört kız , dört erkek kardeşi var,
Dört çocuğu Meksikalılar tarafından öldürülmüş.
Dört karısı var.
Dört çocuğu Amerikalılarca alınmış.
Dört Bedonkohe Apachesi kalmışlar.

İlk olarak 1846 yılında Savaşçılar Konseyi’ne katılır. lk karısının ismi Alope’dir ve ondan üç çocuğu olmuştur. 1858 yılı Geronimo’nun hayatının dönüm zamanıdır.  Yaşadığı acı ve ızdırapların onu derinden etkilediği buradan anlaşılmaktadır. Casa Grande yakınlarında bulunan Kaskiyeh isimli yerde bulunan kaplarına tüm savaşçılar kamp dışındayken, yalnızca kadın ve çocukların bulunduğu bir zamanda Meksikalılar’ ca düzenlenen bir saldırıda annesi, karısı ve üç çocuğu katledilir.

Bu durumdan derin, çok derin bir acı duyduğunu hiç açıklamaz… 

Ancak bu olay Geronimo’nun taş kalpli, yenilmez savaşçı ve beyazlara duyacağı kinin başlangıcıdır. Babasının mezarını her ziyaret ettiğinde, ne zaman eski günleri hatırlatan bir şeyler hissetse Meksikalılardan intikam alma isteği duyduğunu açıkça söylemektedir. 

1858- 1875 yıllarında sürekli Meksikalılar ile savaşları ve saldırıları olmuştur.

1884’ de Meksikalılarla son savaşını yapar 


KIZILDERİLİLER KİMDİR?

Kızılderili, Kuzey Amerika yerlilerine verilen genel isimdir.

İlk Amerikalılar Buzul Çağı'nın en şiddetli döneminde, M.Ö. 34000 - M.Ö. 30000 yıllarında, dünyadaki suyun önemli bir bölümü büyük kıtasal buz katmanları halindeydi.

Bunun sonucunda, Bering Denizi bugünkü düzeyinden yüzlerce metre daha aşağıdaydı ve Asya ile Kuzey Amerikaarasında, adına Beringia denilen, bir kara köprüsü oluştu.

Beringia’nın en geniş döneminde 1.500 kilometre kadar olduğu sanılıyor.

Nemli ve ağaçsız bir tundra olan bölge, otlar ve diğer bitkilerle kaplıydı ve bu da ilk insanların yaşamak için avladıkları büyük hayvanları çekiyordu.

Kuzey Amerika'ya ilk erişen insanlar, yeni bir kıtaya ayak bastıklarını muhtemelen tahmin bile edemezlerdi.

Atalarının binlerce yıldır yaptığı gibi Sibirya kıyılarında av peşinde koşmaya devam etmişlerdir.

M.S. ilk yüzyıllarda, bugünkü Arizona'da Finiks kentinin bulunduğu yöreye yakın yerleşim birimlerinde, top oynamak için alanların ve Meksika'da bulunanlara benzeyen piramit biçimli kümbetlerin yanı sıra kanal ve sulama sistemleri kuran Hohokumlar yaşıyordu.

Bir Kızılderili savaşçısı

İlk yerleşimciler Seminoller, Çerokiler ve Mişuki kabileleri ile karşılaştılar.

İspanyol kaşifler ise Kaliforniya'da Şoşon, Payitu, Kahula, Mevuk ve diğer bazı kabilelerle karşılaşmışlardır.

19. yüzyılda, Avrupalı kaşifler batıya doğru göç ederken Kızılderili kabileleri kendi topraklarından sürmüşlerdir.

Bu dönem batıda Apaçi, Siyu ve Komançi ve diğer kabilelerle yapılan utanç verici savaşlar dönemidir.

Bu savaşlardan geriye kalan çok az sayıda yerli ise, Rezervasyonlar (kızılderililer için ayrılmış araziler) olarak bilinen küçük bir alanda yaşamaya mecbur edilmişlerdir.

Yani bu halkın büyük bir kısmı soykırım'a uğradı. Bugün ABD'de hükümet tarafından resmen tanınan 554 Kızılderili kabilesi vardır.

Kızılderililer 1952 yılına kadar Rezervasyon denilen toplama kamplarında yaşamaya zorlanmışlardır.  

Kizilderililerin halen önemli miktardaki kısmı bu bölgelerde yaşamaktadır.

1626 yılında Hollandalıların satın aldığı New York'ta günümüzde 85.000'den fazla Kızılderili yaşamaktadır.

2007 yılının Aralık ayında, en önemli Kızılderili kabilelerinden biri olan Lakota Siyuları ABD vatandaşlığından çekildiklerini ve kendi devletlerini kuracaklarını ilan etmişlerdir.  

Toprakları beş ayrı ABD eyaletinin sınırları içerisinde olan Lakotalar'ın bu girişiminin sonuçları henüz kesinleşmemekle birlikte, Kızılderililerin büyük soykırımdan bu yana ilk bağımsızlık girişimleri olarak tarihe geçmiştir.

Toplama Kampları:

Amerika'da ilk kızılderili yerleşim bölgeleri, 1840'lı yıllarda oluşturuldu.

O yıllarda, Avrupa kökenli Amerikalılar, ülkenin batı bölgelerine yerleşmek için kızılderili kabilelerini de önlerine katarak ilerliyordu.

Kızılderililer, doğup büyüdükleri toprakları terk etmek ve “rezervasyon” adı verilen, anavatanlarından çok daha küçük bölgelere yerleşmek zorunda bırakıldı.

Günümüz ABD'sinde Kızılderililerin yaklaşık % 85'i rezervasyonların dışında yaşamaktadır ve her büyük kentin kendi Kızılderili toplumları vardır.

Amerika’da 300’den fazla Kızılderili yerleşim bölgesi bulunmaktadır.

Ekonomi:

ABD'de ekonomik olarak 3 büyük kabile bulunmaktadır:

Mississippi Choctawlar (5 bin kişi. kumarhane, hoparlör işleri yapıyor)

Oklahoma Choctawlar (35 bin kişi. Kumarhane, benzin istasyonu ve oteller zincirleri var) ve Oklahoma Chickasawlar(200 bin kişi). Amerikan Bayanlar Ulusal Basketbol Birliği'nde (WNBA) tek bağımsız takım, sahibi bir Kızılderili kabilesi olan Connecticut San. Connecticut eyaletinin Mohegan Kabilesi 2003'te Orlando Miracle kulübünü satın aldı veConnecticut'a taşınan takım artık maçlarını Mohegan Sun adlı devasa kumarhane ve eğlence kompleksindeki salonda oynamaya başladı.  

O zamana kadar her WNBA profesyonel takımı bir NBA kulübüne aitti. Rezervasyon bölgeleri dışındaki ilk yatılı okulda1879'dan 1918'e kadar okuyan yaklaşık 10.000 Kızılderili çocuk; medenileştirilme hedefi ile kendi yerli dillerini konuşan ve kültürlerinin diğer yönlerini korumaya çalışan öğrencilerin cezalandırmaya dayandığı bir ortamda yetiştirilmişlerdir.

Kanadalı araştırmacı Ethel G. Stewart, 250 bin nüfuslu Navaho kabilesinin Orta Asya Türkleri'nin konuştuğuAtabaşkan dilini konuştuğunu gösterdi.

ABD yayılmacılığı altında yok olan kabilelerin ürünlerde yaşayan isimleri ABD'liler ise tüm dünyaya pazarladıkları ürünlerinden birkaçına Kızılderili kabileleri isimleri vermiştir.

Örnek olarak;

Cherokee: 
Chrysler tarafından üretilen bir Jip

Apache: 
ABD Hava Kuvvetleri tarafından üretilen bir Helikopter markası, bir bilgisayar donanım ürünleri üreten marka, bir server ismi,

Comanche: 
ABD Hava Kuvvetleri tarafından üretilen bir Helikopter Markası, Chrysler'in ürettiği bir kamyonet modeli.

Pontiac (Ünlü Kızılderili Şefi): 
80’li yılların ABD kaynaklı en meşhur spor araba markalarından biri

Cayenne: 
Porsche’nin ilk kez ürettiği Jip’e verdiği isim

Fox: 
ABD’de bir TV kanalı

Black Hawk : 
Helikopter markası

Kentucky: 
Kökeni; Iroquois Kızılderililerinin kullandıkları dilde “ken-tah-ten” sözcüğünden gelen ve “Yarının Ülkesi” anlamına gelen kelime.

Aynı zamanda tüm dünyaya yayılmış bir restoranlar zincirinin ismidir. 
(Kentucky Fried Chicken).


Kızılderili Lehçelerinde
TÜRKÇE DE

Yatkı

Ev, yatılan yer
Dodohişça
Dudak
T-sün
Uzun
Yu
Su, yu-mak, yıkamak
Lı-ık
Vatan, ili
Tete
Dede
Tamazkal
Hamam, temiz kal
Hogan
Kerpiç ev, Hopan
Kuşa
Kuş
Türe
Türe, Töre
Hu
Hu, Hu hu(Selam)
Yanunda
Yanında
Aş-köz
Yemek, Aş
İldiş
Dişleme
Atış-ka
Atış
Tapa
Tuba




Koloni Dönemi ve Kızılderililer:

Avrupalı kaşifler Amerika'ya geldiğinde, Amerika'da yüzlerce farklı kabile bulunmaktaydı. Bu kabilelerden bir çoğu ortak bir dili ve kültürü paylaşıyorlardı.  

Önce İspanyol asıllı denizciler İspanyol Kraliçesi adına bu topraklara ayak basmış daha sonra başta İngiltere olmak üzere diğer Avrupa sömürgeci devletleri de aynı rotayı izleyerek Amerika'ya askerlerini, kaşiflerini göndermişlerdir.  

Avrupalı beyaz adamın şiddet düşkünlüğünden haberdar olmayan yerliler onları sevinçle karşılamış, ellerindeki altın vs. gibi şeyleri onlarla paylaşmak istemişler ancak sömürge güçlerinin baskısı hatta katliamı altında soykırıma uğramışlardır.

13 Haziran2008'de Kanada Başbakanı Stephen Harper, Kanada Parlamentosunda düzenlenen bir törende Kızılderililerden resmen özür dilemiştir.






Geronimo'ya iade-i itibar:

ABD'de ölümünün yüzüncü yıldönümünde ünlü Apaçi lideri Geronimo'ya itibarı iade edildi.
AA Güncelleme: 09:27 TSİ 24 Şubat. 2009 Salı

WASHINGTON - Amerikan Temsilciler Meclisi'nde dün gece kabul edilen karar metninde, 1909 yılının 17 Şubatında ölen "Geronimo" lakaplı Apaçi lideri Goyathlay onurlandırıldı.

Meclis, "Geronimo'nun olağanüstü yiğitliğini ve kendi topraklarını, halkını ve Apaçi hayat tarzını savunma azmini" teslim etti.

Topraklarını önce Meksikalılara, sonra da Amerikalılara karşı savunan ve kendisine bağlı küçücük yerli grubuyla askerlere kan kusturan "Geronimo", 1886'da Amerikan ordusuna teslim olmak zorunda ve 20 yıldan uzun süre savaş esiri olarak tutulduktan sonra 1909'da 90 yaşında vefat etti.

Hür kızılderili savaşçılarının sonuncusu sayılan "Geronimo"nun hayatı sinemaya uyarlandı ve çizgi filmlere konu oldu. 

25  Şubat 2009 Cumhuriyet Gazetesi




TÜRKİYE VE KIZILDERİLİLER HAKKINDA BİRKAÇ NOT:

Kızılderililer İstanbul'da 7 Kızılderililerden yatırım çağrısı:

09/11/2010 9:31

Bakan Çağlayan, Amerikalı kabile liderlerinden Türkler dışında kimseyle flört etmemelerini istedi.

Yerli liderleri de bölgelerindeki olanakları anlattı.

Dış Ticaretten Sorumlu Devlet Bakanı Zafer Çağlayan Amerikalı yerli kabile liderlerine müteahhitlikte Türklerden daha iyi ortak bulamayacaklarını söyleyerek “Sakın ha başkalarıyla flört etmeyin. Türk firmaları, müteahhitleri ve işadamları size en yakın dostluğu gösterecek firmalar olacaktır” dedi. Amerikalı kabile liderleri ise Türk işadamlarını kumarhane, turimz ve petrol yatırımlarına çağırdı.

‘Yatırım alanları çok çekici’

Devlet Bakanı Zafer Çağlayan, Türk Amerikan Koalisyonu (TCA) organizasyonu ile ABD’den gelen ve aralarında 6 kabile liderinin yer aldığı toplam 17 yerli Amerikalı özerk bölge temsilcisinden oluşan heyetle dün bir araya geldi. Çağlayan, yerli Amerikalı bölgelerin gelişme yolunda yöreler olmaları nedeniyle federal hükümetin sunduğu ve yatırımı hedefleyen birçok yasa ve teşvik edici kanundan yararlandığını dile getirdi.

Çağlayan, bu bölgelerin özel sektör için de çok çekici yatırım alanları olduğunun altını çizdi. 

Çağlayan, “Altyapı ve üstyapı çalışmalarınızda kendinize Türklerden daha iyi ortak bulamazsınız. Sakın ha başkalarıyla flört etmeyin” dedi. Türk Amerikan Koalisyonu (TCA) Bakanı Lincoln McCurdy ise öncelikle iki ülke arasında bağları daha güçlendirmeyi amaçladıklarını söyledi.

İşadamları için cazip:

Kabile liderleri ve temsilcileri de iş fırsatları hakkında bilgi verdi. Oklahoma’dan Quapaw Özerk Bölgesi Başkanı John Berrey, 3.2 milyar dolarlık kumarhane ve turizm operasyonlarında rol oynadıklarını belirterek, ayrıca petrol kaynakları bulunduğunu kaydetti.

Wisconsin’den Mohikan yerlileri Stockbridge-Munsee Kolu Başkanı Kimberly Vele, kumarhanelerin işsizliği azalttığını söyledi.

Washington’dan Coleville Alanı Özerk Bölgeleri Başkanı Michael Finley, “Kabilelerimiz kendi içinde özerk, federal vergilere tabi değiliz, bu da birçok şirket için çok çekici” diye konuştu.

(aa)


4 yorum:

Nevin ÇELİK dedi ki...

Bu mükemmel yazı için sizi kutluyorum oğlum Ali Bey,
Selamlar.

Nevin ÇELİK
Emekli Öğretmen

Ali Aslan DUMANOL dedi ki...
Teşekkür ederim Sn. hocam.
Hürmetlerimle...
AAD
Adsız dedi ki...
Yürekten ve derin araştırmaların ürünü olan yazınızı heyecanla, içim titreyerek ve de soykırıma uğratılan kuzey Amerika yerlilerine huşu duyarak okudum...

Sizi yazınızdan dolayı kutlarım.... 

Medeni olduklarını söyleyen Batı kavimlerine karşı da kinim oldukça bilenerek arttı.

İlk çağlardan beri medeni olduklarını söyleyen Avrupalı kavimlerin aslında birer VAMPİR olduklarını iyice anlamış oluyoruz.

Ali Aslan DUMANOL dedi ki...

Av bitti... !

Vampirler için artık birbirlerinin kanını emme vakti..