5 Temmuz 2020 Pazar

ŞEYTANIN ZÜRRİYETİ & ADEM NESLİ ARASINDAKI SAVAŞ!



ÖNCE CENNETTEN DİASPORA EDİLDİLER!
SONRA SIRASI İLE YAŞADIKLARI BÜTÜN ÜLKELERDEN!


YHWH'IN YERYÜZÜ ZÜRRİYETİ KOVULMAKTAN BIKMIŞTI!

VE
SİYONİZMİ KEŞFETTİLER...


YALINIZCA KOVULMAMAK İÇİN DEĞİL!
DÜNYAYI DA ELE GEÇİRMEK İÇİN!


iNSANLARI KIRIP KALANINI KENDİLERİNE KÖLE YAPMAK İÇİN!
 

VE 

YOL(!)A ÇIKTILAR!

* * *
Tamahkârlıklarının, ihtiraslarının, doymazlıklarının ve sürekli açgözlü arsızlıklarının, cinsel sapkınlıklarının bedellerini ödeme vakti gelmişti. Endülüs’ün ihtişamlı rüya yılları bitmiş korku günleri başlamıştı. Var oldukları andan itibaren yegâne özellikleri ekonomiyi, dini, siyaseti, eğitimi, istihbaratı, hatta askeri yapıları bile ele geçirmek, yani o ülkenin can damarlarına sızmak olan YHWH’ın LİLİTH Mitokondriyalli Çocukları’nı tarif edilemez bir endişe, panik ve korku sarmıştı.

Pedofilik eğlencelerinin, içtikleri çocuk kanlarının, müseccel markaları olan ensest ilişkilerinin, eşcinsel partilerinin, özel tapınaklarının sunaklarında (altar) bakire kız kanı dökülen Şeytan ayinlerinin, kurbanlar adadıkları “Kabalistik Ritüel”lerinin sonu gelmişti.

İnanç dünyası, soylu aileler ve hanedanlar bu ahlak bozgununa ve devlet soygununa el koymuş ortaklaşa muazzam bir operasyon başlattılar...

 Dinsizin hakkından imansız gelmiş ve engizisyonlar işe yaramıştı. 

“Şeytan sürek avı” önemli ölçüde başarılı olacak ve Avrupa kendisini medeniyete taşıyacak olan süreci başlatmaya muvaffak olarak “aydınlanma çağı”nın kapılarını aralayacaktı…


*  *  *
Kaçarak canlarının kurtaran YHWH’ın gayrı meşru çocukları ve yeryüzü zürriyeti olan Lilith’zadelerinin yeni Endülüs’ü artık Osmanlı İmparatorluğu idi. 
 
Zaten Hazar ve Selçuklu Yahudilerinden kalma bir güruh Osmanlı içinde çoktan yapılanmış ve bu Seferad kaçkınların getirilmesinde dominant rol oynamışlardı. 
 
Yeni adresleri muhteşemdi. Çünkü bu ülkenin askerleri (Türkler) dünyanın bir numarasıydı.


Onlarla neler yapılmazdı ki?


Nitekim öyle de oldu!

Düşman Araplardır dediler, yerle bir ettik…
Düşman Bizanstır dediler, yerle bir ettik…
Düşman Farslardır dediler, yerle bir ettik…
Düşman Ruslardır dediler, yerle bir ettik…
Düşman Balkan milletleridir dediler, yerle bir ettik…
(Ve günümüzdeki mottoları: "Düşman İslam'dır")

İş en önemli merkezlerinden biri olan Viyana’ya gelindiğinde ise “dur” denildi!
Çünkü orası da devrinin başka bir ve çok önemli Yahudilik merkezi idi..

Ve sonrası malum İmparatorluk süreci.. 

Osmanlı kendi tarihinin en büyük hatasını yapmış ve kendi Engizisyonlarını kuramamıştı. 
 
O’nun yerine hümanist bir program ile bu melunları Müslüman ve Tebaa yapmaya çalışmıştı. 
 
Bunun bedelini çok ağır ödedi. Parçalanarak!

Hırsları ve tamahları entrikasız ve ihanetsiz yaşamalarına asla izin vermiyordu. O kadar ileri gittiler ki sonunda karakaçanlı bir Mesih müsveddesi (İsrail Yahudilerinin tabiri ile) bile çıkardılar. 
 
Müsveddeydi, çünkü kelle korkusu gırtlağına dayanınca Sabetay Sevi adlı zibidinin mucizeleri o anda bitivermiş ve altına kaçıra kaçıra kelime-i şahadet getirerek Müslüman olmuştu. Bu hiç beklenmedik aşağılayıcı durum müritleri için tam bir hayal kırıklığı, hatta kabul edilemez müthiş bir rezaletti. 
 
Çoğu delikanlı Seferad onu o anda terk etti…

Ama yine de kendisine çok yakın bazı aileler onun çağrısına uyarak din değiştirecek ve Dönme (Sabetaycı) olacaklardı. Lakin kendi aralarında da derin fikir ayrılıklarına düşüp Karakaşlar, Kapancılar ve Yakubi’ler olarak birbirine neredeyse düşman üç ana fraksiyona bölüneceklerdi. (Bakınız: Türkiye’deki ihtilaller ev 27 Mayıs)   

Gelin görün ki; bu yeni durum tahminlerinin çok ötesinde işlerine yarayacaktı! Artık hem adları Türk hem de Müslüman’lar. Hem de en kallavisinden! Halkın birer parçası olmuşlar ve görünür hedefler iken görünmez hainlere dönüşüvermişlerdi.

Çok kısa bir zaman dilimi içinde tüm tekke ve zaviyeleri ele geçirmekte hiç zorlanmadılar. 
 
Türk aslılı Hazar ve Selçuklu Musevilerinden de (ve hatta Yahudilerinden) çok ciddi destekler alarak Osmanlı’nın ve Anadolu’nun yapı taşları olan Mevleviliği, Bektaşiliği, Melamiliği, Aleviliği ve hatta Sünni tarikatları bile neredeyse tamamen Yahudileştirdiler. 
 
Saray dâhil, maliye ve askeriye çok önemli bir oranda kendi manipülasyonları altındaydı.

Ama tüm bunlar da yetmezdi. 
 
Yetmedi de nitekim. 
 
Yahudi tarihi içindeki modern çağların miladı 1659 Vestfalya anlaşmasına kadar geri götürülebilir belki. Çünkü sonuçları açısından bugün bile zor okunabilen yeni bir sürecin başlangıcıydı. Ve 1789 Fransız Masonik devrimi elbette. İçinde Türk olmayan Jön-Türk’lerin döllenme alanı..  Daha sonra yapılacak olan (tamamı kripto Yahudiler tarafından!) tüm satanist ihtilallerin kıblesi ve temel şablonu.. 
 
Sıra son noktayı koymaya gelmişti. 
 
Artık adının resmen zikredilmesinde bile bir sakınca görülmeyen I.Siyonist Kongre (1897) ile tüm dünyanın bir gün Siyonist olacağı ilan edilmeliydi.

İblisin yeryüzü devleti (kıytırık bile olsa) İSRAİL (İsra=Yenen El=Tanrı. Yani: Allah’ı yenen) kod adı ile kurulmalı ve Şeytanın Tapınağı (Süleyman Mabedi) 3. Kez inşa edilerek dünya ele geçirilmeliydi…

Düğmelere basıldı.

Dünyamızı bu karanlık ve zorlu günlere taşıyan Siyonizm’in merkez karargâhı İstanbul merkez olmak üzere Osmanlı hinterlandı olacaktı. Yalnızca “Siyon Katır Birlikleri”nin değil, Mossad’ın da İsrail’in de tüm kuruluş projeleri, planlamaları ve çalışmaları İstanbul’da Jön Türk kod adlı azılı Siyonistler tarafından gerçekleştirilecekti.

Ve 1917 “Balfour Deklarasyonu” ile de Şeytan Devlet(ler)inin kurulmasının öne sonuna kadar açıldı..

O Şam Karargâhının dili olsa da konuşsa…
O Rosita Forbes malikânesinin dili olsa da konuşsa…
O Karlsbad Plaza’nın dili olsa da konuşsa… 
O Alatini Köşkü'nün dili olsa da konuşsa...
O Mısır Apartmanının dili olsa da konuşsa…
O Baron Oteli’nin dili olsa da konuşsa…
O Pera Palas’ın dili olsa da konuşsa…

I. Dünya Savaşının birinci temel hedefi olan milli imparatorlukların yıkılıp başlarına işbirlikçi “Sahte Kahraman”ların implante edildiği İngiliz tipi (Common Wealth) aleni ve örtülü müstemleke olan kartondan “Ulus Devlet”lerin kurulmasıydı…

Yalnızca Şemsi Efendi (Şimon Zwi) gibi kripto okulları değil, “Galip” (Isra) Kod adlı (Osmanlı'yı yenenlerden olduğu için) imitasyon Hoca (Lise mezunu Cumhurbaşkanı Celal Bayar) aleni bir Siyonist imalathanesi olan Alliance İsraelite Universale gibi mektepler de derin keneler yetiştiriyordu.

Bu özel yetiştirme kan emici tufeylilerin çoğu Osmanlı'nın Endülüs kaçkını olan Türk kamuflajlı ve azılı Türk ve İslam düşmanı dönme(miş) Yahudileriydi…

Ulu hakan II. Abdülhamid Han’ın tüm kişisel mukavemet ve çabasına rağmen devirdiler ve onu 5 kişilik bir kanı da, sütü de bozuk eşkıya çetesi ile sarayında teslim alarak yıllarca karşı mücadele verdiği Siyonist Sabetaycıların Sembolik başkenti durumundaki Selanik’e sürgün gönderdiler…

Yahudileri Türk topraklarına hayatlarını kurtarmak için getiren bir yüksek medeniyet, bu sefer o iblis soyu tarafından çıfıt topraklarına hayatlarını bitirmek için gönderiyordu!

Bu durum aynı zamanda çok önemli bir güç ve gövde gösterisiydi onlar için. Kendilerine ana kucağı ve vatan olan Osmanlı bit(iril)miş ve yerine kendi devletlerini kurma vakti gelmişti.

Gizli ve sırlı özel anlaşmalarda şeytanın bile aklına gelmeyecek maddeler bulunmaktaydı…

İŞTE ONLARDAN YALNIZCA BİRKAÇI:

·      Sıra artık işbirliklerinin alenileşmesine ve oyunun kurallarının hızla hayata geçirilmesindeydi. Şeref ve namus özürlü zibidiler güruhu, tamamen Rothchild kontrollü altına girmiş olan İngilizlerle tam ve derin bir işbirliğine girilecekti..

Ve öyle de oldu.

Peşkeş çekilerek lime lime ettirilmesinin ardından yerine kurulan örtülü İngilizci muhibbanik peyk'lerin en önemli koltuklarına yine bu işbirlikçi kimlik özürlü ve demonik genli Endülüs meczupları yerleştirildi. 

Yeni kurulacak devlet(lerin)de, ileride kendilerinden hesap sorabilecek olan bütün Türkler imha edilmeli ve hatta adı konulmamış bir ittifaklar zinciri ile soykırıma uğratılmalıydı!

Ve öyle de oldu.

Çakma cephelerde ve zoraki sürgünlerde milyonlarca Türk’e planlı bir soykırım yapıldı!

·        Kendilerine rakip olabilecek ve hatta kafa tutabilecek başka azınlıklar da olmamalıydı!

Ve öyle de oldu.

Ermeniler tehcir edildi.
Kürtler ise (özel anlaşmalarla) bastırıldı!
Diğer minoritiler ise bir tehlike yaratmayacak kadar azdılar.

·     Osmanlı hinterlandındaki ve diğer ülkelerdeki Türkçe konuşan bütün Yahudiler (en başta kriptolar) Muhaceret, Mübadele ve benzer uygulamalar ile Anadolu’ya doldurulmalıydı.

Ve öyle de oldu.

Çürük çarık ne kadar Çıfıt ve kripto var ise memlekete tepiştirildiler.

·        Yeni kurulacak devletin tuğlaları olacak olan bu istilacıları iş aş ve makam sağlanmalıydı.

Ve öyle de oldu.

Memleketin soykırıma uğratılan Türklerden boşalan tüm arazileri, evleri ve tüm taşınmazları üstüne hazine arazileri de eklenerek bu ehli ihanet çıfıt bozmalarına beleşine peşkeş çekildi.

Böylece YHWH’ın yeni askerleri olacak gayrı meşru kripto çocuklarını en üst düzeyde eğitip millete ahkâm kesebilecek bir donanımla yetişmeleri için büyük servetler sahibi oldular.

·        Geride askerlik, hayvancılık, ziraat ve ırgatlık için hayatta bırakılan Türklerin beyni yıkanmalı, bir daha asla eski Türkler olmalarına izin verilmemeliydi.

Ve öyle de oldu.

Ulan öküz Anadolulu, senin tarihin bozuk denildi.
Değiştirildi!

Ulan öküz Anadolulu, senin dilin bozuk denildi.
Değiştirildi!

Ulan öküz Anadolulu, senin dinin bozuk denildi.
Değiştirildi!

Ulan öküz Anadolulu, senin kültürün bozuk denildi.
Değiştirildi!

Ulan öküz Anadolulu, senin geleneğin bozuk denildi.
Değiştirildi!

Ulan öküz Anadolulu, senin kıyafetin bozuk denildi.
Değiştirildi!

Ulan öküz Anadolulu, senin şapkan bozuk denildi.
Değiştirildi!

Ulan öküz Anadolulu, senin eğitimin bozuk denildi.
Değiştirildi!

Becerebilseler Ulan öküz Anadolulu, senin kanın bozuk deyip onu da değiştireceklerdi. (Gerçi kısmen bunu bile başardılar. Sekülerim kurbanı yapılarak Türk’ten başka her halta benzeyen bir mahlûkatlar topluluğu yarattılar)

·        Ama bunlar bilinmemeli, halk tarafından asla öğrenilmemeliydi.

Ve öyle de oldu.

Ülkede talan edilmedik, yağmalanmadık, yakılmadık, çalınmadık, suların basmadığı, sıçanların kemirmediği, lağımlara gömülmeyen, tahrif ve tahrip edilmeyen bir tapu sicil, nüfus, tarih ve adli arşiv kalmadı!

·        İşgal Programı itina ile ve dikkatle yürütülmeli, sırlar açık olmamalıydı!

Ve öyle de oldu.

Türkleri tam 100 yıl boyunca ne MASA’lara (Yönetim!) ne de KASA’lara (Sermaye!) asla ve kata getirmediler.

Kaza ile gelenleri ise nasıl imha etiklerini artık herkes biliyor.

·        Yeni devletin içinde özel kurumlar ve birimler oluşturulmalı ve bu yolla Türk-Kürt, Alevi-Sünni, Sağcı-Solcu, Seküler-Müslüman gibi birbirine ölümüne düşman gruplar yaratılmalı idi. Kendileri ancak böylece kafalarına göre ve düşmansız at oynatabileceklerdi.  

Ve öyle de oldu.
Ele geçirdikleri, hatta bizatihi kendilerinin kurdukları TSK, MİT, PARLAMENTO, SANAYİ, STK, DERNEK, VAKIF, KIZLAY, DARÜŞAFAKA, TEV (vb.) yapılarla geride kalan bir avuç Türk’ü fena halde ezdiler….


GELELİM GÜNÜMÜZE:

PKK’yı geleceğin Büyük Ortadoğu Projesi (Vaat Edilmiş Topraklar) için kuran, ASALA gibi bir Ermenici terörü milletimizin başına bela ederek yalan dolan soykırım masallarının yüzden fazla ülke parlamentosunda onaylanmasına vesile olan onlardı. Hizbullah projesini hayata geçiren, Aczimendi, Adnan Oktar ve benzeri sayısız ucube grupları kurup ortaya salan merkez İngiliz, Amerikan ve İsrail sızıntılı “Sermaye, TSK ve MİT” üçlüsünün dışında bir yer değildi.

Ve elbette Fetullahçı Terör Örgütü’nü de… !!!
    
Satanizmin (Siyonizm) Türkiye’den sorumlu umumi müdür bay Henry Kissenger'in teklif ve talebi üzerine kurulan Komünizmle Mücadele Derneği'nin saha 1950’lerde Erzurum Bölge Başkanı yapılan, bir yanı eli kanlı Ermeni, diğer bir yanı ise kokmuş bir dağ Yahudisi (Churo) olan profesyonel zırlak Fetullah’ın dönemin en rütbeli Tapınakçılarından olan (Moon Türkiye reisi, CFR üyesi,  Bilderberg görevlisi ve mason maşrık-ı azamı) kripto Yahudi Kasım Gülek'in mürşitliğinde irşad edilmişti.

Aklen ve ruhen azılı bir Siyonist/satanist olan bay Gülek, kucağındaki sümüklü psikopatın YHWH’sel inisiyasyonunu gerçekleştirdikten sonra onu en güvendiği eller olan Karakaşzade meczuplarının himayelerine teslim edecek ve ilerleyen süreç içinde de yanına parlak eleman Tuncay Güney’ciğini katacaktı…

Smrynia’nın (Günümüz bir İzmir Devleti yani Sabetayistan kurma peşindeki şizofrenlerin merkez üssü) yerleşik yobazları olan Karakaşçı, Kapancı ve Yakubçu ucubelerin yüksek alaka ve şefkatleri ile semirtilen sümüklü sığırı artık tamamen hazırlanmıştı…

Sıra uluslararası arenaya şöyle şatafatlı bir doğumla çıkarttırılmasındaydı.

O da yapıldı.

Derin İsrail müptezeli bay Ecevit’in başkanlığında 1975’de Çeşme Altın Yunus’ta toplanan Bilderberg toplasında dünya kamuoyuna akreditasyonu yapıldı…

Ve bay zırlakın keneften bozma ağzından “Öte dünyada ilk şefaatçi olacağım kişi Bülent Ecevit olacaktır!” ayetleri dökülüverdi…

Artık milletlerarası misyonu başlamıştı. Papa’dan devlet adamlarına, istihbaratçılardan erki yüksek generallere, din adamlarından sermaye baronlarına kadar çok geniş bir yelpaze içinde sürekli temaslar yapıyordu…

Çünkü:
Beklediği İşaret gelince Türkiye’yi gerçek Müslümanlardan ve organik Türklerden kurtarmak için tüm bağlı birlikleri ve eş zamanlı olacak dış desteklerle harekete geçmek için “hazır ol”da kırmızı alarm seviyesine gelmişti.

Bir 2013 peşrevi ile ve onun yurt genelindeki katılımcı miktarı ile gerekli feedback’ler (reaksiyon geri bildirimleri) alınmış, planlanan darbenin (Henry Kissenger, Graham Fuller, Henry Berkey (vb) gibi uzmanların da açıktan ve alenen el vermeleri ile) %100 başarılı olacağı fikri kesinlik kazanmıştı…

Mütedeyyin Müslümanlar olarak gittikçe Türkleşen, kendisine zorla yutturulan kafir dolmalarını tek tek geri kusan ve siyasi yapılar içinde de teşkilatlanmaya başlayan kripto Yahudilerin “Ulan öküz Anadolulu” olarak kod’ladıkları Türkler durdurulamaz bir kararlılık ve güç ile geliyorlardı…  

Sonrasını yazmayacağım…

Çünkü “sonra”sını yalnız biz değil, tüm dünya biliyor…

Şeytanın numaraları bitmez...

Bizİm de...
Sana pabucunu ters giydirmezsek bize de adam demesinler....

HODRİ MEYDAN !

TÜRKLER KAZANACAK!

BİZ KAZANACAĞIZ!








Ali Aslan Dodurga
Türk!

05.07.2020 Ankara

22 Haziran 2020 Pazartesi

ÖZ'LERİ "TRAK" OLAN BİR KRİPTO FAMİLYA !!!



MÜSTEVLİLERİN MÜLTEZİMİ BİR "AİLE ŞEBEKESİ"
ve 
100 YILDIR BABADAN OĞULA GEÇEN DÜMENLERİ


KARANLIK VE İŞBİRLİKÇİ KRİPTO GEÇMİŞLERİNİ GİZLEMEK İÇİN ARALIKSIZ SALDIRI HALİNDELER


Şu an CHP Sözcüsü olan Faik Öztrak, 23. 24. 25. 26. ve 27. dönemde milletvekili olmuş ve Türkiye'nin IMF belasında büyük roller edinmiş bir kişilik...

Ve IMF’nin Türkiye’ye Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı olarak atattırdığı (2001-2003) mega soyguncu  Sabetaycı Kemal Derviş'in, Hazine Müsteşar’lığını yapmış !!!

Sülale Boyu Devletten Geçinmişler
CHP Sözcüsü Faik Öztrak'ın babası Orhan Öztrak, İsmet İnönü'nün başbakanlık yaptığı dönemde, 1963-1965 yılları arasında İçişleri Bakanlığı yapmıştı.

Faik Öztrak'ın dedesi Mustafa Faik Öztrak
1920 ila 1946 yılları arasında tam 8 dönem CHP'den milletvekilliği yaptığı ve 1939-1942 yılları arasında İçişleri Bakanlığı görevinde bulunduğu görülüyor.

Amcaları da payını almış!
CHP'li Faik Öztrak'ın amcaları Adnan Öztrak ve İlhan Öztrak da devlette önemli görevler edinmiş, Adnan Öztrak TRT'nin ilk genel müdürü olarak görev alırken, İlhan Öztrak 12 Temmuz 1980 - 12 Eylül 1980 tarihleri arasında Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk'ün genel sekreteri olmuş ve Devlet Bakanı olarak kabineye girmiş.

M. Faik Öztrak
İttifak ve Terakki (İT) üyesi olan dede M. Faik Öztrak, 25 Ocak 1939’da İnönü tarafından Dâhiliye (İçişleri) Bakanlığı’na getirilir. Öztrak’ın Adnan, Orhan, İlhan, Handan ve Ülker olmak üzere beş çocuğu vardır. 

(İlk adı kimi kaynaklarda Mustafa kimilerinde Mehmet)

Adnan Öztrak
Adnan Paris’te okumuş, kaymakam olmuştur. Basın Yayın Umum Müdürlüğü Fen. Hey. Reisliği’nin ardından da TRT’nin ilk genel müdürlüğüne getirilmiş. Hiç evlenmemiş.

Orhan Öztrak
Orhan İsviçre Neuchatel Hukuk Fakültesi’nde, kaymakamlık yapmış, 27 Mayıs darbecilerinin Kurucu Meclisinde Tekirdağ üyeliğine getirilmiş, 1962’de İsmet İnönü, 1975’de ise Ecevit tarafından Gümrük ve Tekel Bakanlığına, 1963’de yine İnönü tarafından İçişleri Bakanlığı’na getirilmiş.

İlhan Öztrak
Sorbon mezunu A.Ü. eski Rektörü Ali Kemal Yetkin’in kızı ile evlenen İlhan, Fahri Korutürk döneminde Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliğine, ayrıca 12 Mart ve 12 Eylül darbecilerince de bakan yapılmıştır. Sonra Kenan Evren bir kez daha Cumhurbaşkanlığı genel Sekreterliğine getirmiş. Oğlu Kemal ise Hava Kuvvetleri Komutanlığı ve MGK Genel Sekreterliği yapan Cumhur Asparuk’un damadıymış.

Faik Öztrak
Orhan’ın oğlu olan, hâlen CHP sözcülüğü yapan Junior Faik ise Saint Joseph Lisesi’nde okumuş. 

Kraliçe’nin Birmingham Üniversitesi’nde master yapmış. 

SHP-DYP koalisyonunda İktisadi Planlama Genel Müdürlüğü’ne getirilmiş, Anasol-M’de BBDK’da Başkan Yardımcılığı ve Hazine Müsteşarlığına atanmış, TÜSİAD-KOÇ Üniversitesi Araştırma Fonu Başkanlığı yapmış, Milliyet gazetesinde yazmış.

NATO Parlamenter Asamblesi Ekonomi ve Güvenlik Komitesi Başkanlığını da yürütmüş olan Faik Öztrak’ın bir başka özelliği ise az sayıdaki “Bilderberg”cilerden olması.

Ali Babacan’ın da katıldığı 5-8 Haziran 2008’de ABD Virginia’da yapılan Bilderberg toplantısına Ferit Şahenk, Mustafa Koç ve gazeteci-yazar Zeynep Göğüş’ün yanı sıra CHP Milletvekili Faik Öztrak da katılır. Yani hemen her yere aşina bir isim.

Eşi Nilgün Öztrak
Eşi ise Nilgün Öztrak, 1993-2000 yılları arasında OYAK’ta Renault MAIS’in yönetim kurulu üyeliğinde bulunmuş. 

Kemal Kılıçdaroğlu’nun “FETÖ’ye adalet” yürüyüşü olarak da adlandırılan 2017’deki yürüyüşüne Faik-Nilgün Öztrak ailesi de iştirak etmiş.

Haluk Öztrak
Tayfun Er’in ‘Ergüvaniler’ kitabında yer alan bilgilere göre, Orhan Öztrak’ın Faik dışında Haluk isimli bir oğlu daha vardır. 

Haluk bey ise hukuk eğitimi almış. Kayınvalidesi, Türk Kadınlar Birliği’nin meşhur başkanı CHP’li Günseli Özkaya imiş. O da Halkçı Parti’den yani Necdet Calp’in partisinden milletvekili olmuş..
  
Öztrak kızlar
M. Faik Öztrak’ın Handan ve Ülker isimli iki de kızı vardır. Ülker, eczacı Metin Başkut ile evlenmiş, Handan ise Paris’te okumuş, İstatistik Profesörü Şefik İnan’la izdivaç yapmış. İnan ailesine ise hiç girmeyelim, İttihat ve Terakki’den Özal’a kadar uzanan bir hikâyesi var. Yine pek çoğu TBMM’deler.

İlginç ilişkiler
Faik Öztrak, Sabetayist Kemal Derviş döneminde Hazine Müsteşarlığı’na getirilmiş, IMF ve Dünya Bankası ile Derviş ekonomisinin görüşmelerini yürüten heyetteymiş. 

Dolayısıyla ağa babalarıyla güçlü bir irtibatı var. AK Parti iktidara gelince müsteşarlıktan alınmış, o da Aydın Doğan’ın Milliyet’ine kapak atmış. 

Ne de olsa Halit Kakınç’ın kitabında belirttiğine göre, dede M. Faik ile Vehbi Koç arasında sağlam bir ilişki varmış. 

Dede Faik ile Vehbi Koç’un ilişkisi, Struma Gemisinden Segal ailesini çekip alacak kadar güçlüymüş.

Martin Segal, Standard Oil Company of NewYork (SOCONY şimdiki adıyla Mobil Oil) şirketinin Romanya’daki müdürüdür. 


SOCONY’nin Türkiye genel müdürü Yahudi Archibald Walker, Vehbi Koç’tan ailenin Struma Gemisinden kurtarılmasını ister. 

Koç bunu yapamayacağını söyler. Fakat Walker’ın elinde güçlü bir koz vardır.

O sırada İngilizler, Hitlere Krom sattığı için Koç’u kara listeye almıştır. 


Yahudi Walker, masaya Koç’un bu sıkıntısını sürerek, bunu halledebilecekleri taahhüdünde bulunur. 

Karşılıklı bir alış veriş yani. 

Sabetayist mason İhsan Sabri Çağlayangil’in Koç’a verdiği akılla, İçişleri Bakanı Faik Öztrak’ın evine bayram bahanesiyle ziyarete giden Koç, Öztrak’tan aldığı özel izinle Segal ailesini gemiden çekip alır.

Yahudi Segal ailesini kurtarması Koç’un Yahudi dünyasında kahraman ilan edilmesi ve önlenemeyen yükselişini sağlayacaktır.

Mustafa Faik, Giritli Rumlardan Panayotis (Ethem) Efendinin oğlu olan hocası Ahmet Saki’nin Antalya’dan milletvekili yapılmasını sağlamış biri olmanın yanı sıra, 1945’de Türkiye’nin Almanya ve Japonya’ya savaş açmasını savunan kişilerden biri olarak da bilinir.

Menderes’e kin duyan CHP’lilerden olan Bakan Öztrak, CHP’nin Ulus gazetesinin 28 Ocak 1947 tarihli nüshasında muhalefet lideri Menderes aleyhinde yazı bile yazmıştır.

İnönü’ye aşkını ise Ankara’da yapılan Basın Birliği Kongresi’nde İçişleri Bakanı M. Faik Öztrak şöyle ifade eder: 


“Milletin gözbebeği olan Millî Şefimiz ve Reisicumhurumuz İsmet İnönü’nün her vesile ile matbuat ve onun hürriyeti hakkında bize ne güzel dersler verdiğini hepiniz bilirsiniz. Matbuatın esas prensipleri demek daha doğru olan bu işaretlere uymanın hepimiz için millî ve vatanî vazife olduğunu hatırlatmak benim için borçtur.”
(Akşam, 11 Temmuz 1939)

İlginç bir not ise doğru ile yanlışların boca edildiği çöken(!) Ergenekon davasının gerekçeli kararındaki “DİĞER BÜROKRASİ” başlığı altında yazılan şu ifadeler ilgi çekicidir: 


“Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, Merkez Bankası eski başkanı Gazi Erçel, şimdiki Hazine Müsteşarı Faik Öztrak, Cumhurbaşkanlığı sekreteri Tacan İldem Yahudi asıllı bürokratlardır. 

MİT müsteşarı olmanın şartı, sabetaycı ya da mason olmaktır. 

Kendisi de mason olan Şenkal Atasagun’un (babası bir generaldi) selefleri olan Ziya Selisik, Fuat Doğu ve Sönmez Köksal vs. masondurlar. 

Hiram Abas da masondur. 

12 Eylül yönetimi tarafından kendisine MDP’nin kurdurulduğu orgeneral Turgut Sunalp, 80 öncesinin kontrgerilla örgütü Ergenekon’un başıdır ve aileden masondur.”...  

GİZLİ BULUŞMA!

TOPLANTI KONUSU 
IMF TÜRKİYE OPERASYONLARI

TOPLANTI YERİ
HİLTON

ŞEHİR 
ANKARA

TOPLANTI TARİHİ : 
23.09.2019

KATILIMCILAR :

BEN KELMANSON 
(IMF TÜRKİYE PATRONU)

FAİK ÖZTRAK 
(CHP ADINA - PARTİ GEN. BŞK. YRD.)

DURMUŞ YILMAZ 
(İP ADINA - MERKEZ BANKASI ESKİ GEN. MD.)

REFET GÜRKAYNAK 
(BİLKENT ÖĞRETİM ÜYESİ)

Öğle saatlerinde otelin önünde bir hareketlilik yaşanıyor. Arabalar yanaşıyor, dikkat çekmemek için ayrı ayrı kapılardan otele giriliyor.

Kim mi bunlar?

Bazı muhalefet milletvekilleriyle kimi ekonomistler…

Otele ilk gelen isim CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak…

Daha sonra da İyi Partili eski Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz'ın arabası yanaşıyor.

Öztrak ve Yılmaz el sıkışarak toplantının yapılacağı Hilton Otel'e giriyorlar.

Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Refet Gürkaynak da toplantıya katılanlar arasında...

Kendilerini içeride Ağustos 2018'de IMF Türkiye Temsilciliği görevini devralan Ben Kelmanson karşılıyor ve özel toplantı odasına alıyor.

IMF, kuruluş anlaşmasına göre her üye ülkenin ekonomik gelişmelerini "4. Madde Konsültasyon Çalışması" çerçevesinde yılda bir kez gözden geçiriyor.

4. Madde görüşmeleri mutat ziyaretler…

Ziyaretler sırasında fon uzmanları, kamu kuruluşlarının dışında iş dünyası, sendikalar, sivil toplum kuruluşlarıyla da bir araya geliyorlar.

Üyelerin ödemeler dengesi gelişmeleri, sermaye hareketlerinin düzeyi, dış finansman kaynaklarının yeterliliği, uluslararası sermaye piyasalarına erişim olanakları, rezerv düzeyi gibi pek çok konu ele alınıyor.

Görüşmelerin sonunda ekonominin durumunu etraflıca değerlendiren bir uzman raporu hazırlanıyor.

IMF heyetinin 4. Madde görüşmeleri kapsamındaki programı önceden Hazine ve Maliye Bakanlığı'na bildiriliyor.

Fakat ne hikmetse Hilton Oteli'nde gerçekleşen bu buluşma, heyetin programında yok!

Üstelik buluşmaya muhalefet partilerinden iki kritik isim çağrılıyor.

CHP'nin ekonomist sözcüsü Faik Öztrak ile eski Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz.



HADİ BİRAZ DAHA AYRINTI VERELİM:
(35 Maddelik Özettir)

IMF TOPLANTISI VE SAKLI SEÇİLMİŞLER:

1-
“Millet İttifakı”nın bileşenlerinden CHP ve İYİ Partili isimlerin Ankara Hilton Otel’de IMF yetkilileriyle toplantı yaptığı ortaya çıkmıştı. Toplantıya CHP’yi Faik Öztrak, İYİ Partiyi temsilen de Durmuş Yılmaz katılmıştı.

2-
IMF yetkilileriyle toplantıya katılan 2 isim öyle sadece “Parti Sözcüsü” denilerek geçiştirilecek isimler değil. Her iki ismin geçmişinde, Türkiye Cumhuriyeti’nin en kritik noktalarında yapılan mesailer ve ilginç aile ilişkiler mevcut!

3-
İYİ Partiyi temsilen toplantıya katılan Durmuş Yılmaz, Dış Borç Erteleme, Piyasalar Genel Müdürlüğü, eski Merkez Bankası Başkanlığı ve eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Ekonomiden Sorumlu Başdanışmanlığı gibi birçok kritik görevde bulunmuş bir isim.

4-
Durmuş Yılmaz’ı öne çıkaran en önemli kuruluş ise, ABD merkezli faaliyet yürüten ve Dünyanın en önemli Musevi Kuruluşlarından birisi olan “Council on Foreign Relations/Dış İlişkiler Konseyi (CFR)”nin Türkiye şubesi olan “Global İlişkiler Forumu (GİF)” üyeliği.




5-
CFR’nin Türkiye şubesi olarak 40 “Saklı Seçilmiş” tarafından 11 Mayıs 2009’da kurulan GİF’in “Onursal Üyeleri” 
Feyyaz Berker, Jak Kamhi ve Sami Kohen. 

Kamhi ve Kohen aynı zamanda FETÖ elebaşı Fetullah Gülen’in övgüyle bahsettiği 500. Yıl Vakfı’nın da kurucuları.




 
6-
GİF’in “Onursal Üyesi” Feyyaz Berker, TÜSİAD ve TÜSEV’in kurucu üyesi, Robert Koleji, Robert Koleji Mezunları Derneği, TESEV, Stanford Araştırma Enstitüsü mütevelli heyeti üyeliği gibi ABD Kongresi, CIA, ve Soros tarafından finanse edilen birçok kuruluşta görev alan bir isim.

7-
Bain&Company Danışmanlık, Anadolu Sigorta, Borusan Holding, Citibank, Coca-Cola Pazarlama, ING Bank, Novo Nordisk, Pegasus, Siemens, TAV Havalimanları, Türkiye İş Bankası, Türkiye Sınai Kalkınma Bankası ve McKinsey & Company gibi kuruluşlarsa GİF’in kurumsal üyeleri.




8-
Hanzade Doğan Boyner, Rahmi Koç, Bülent Eczacıbaşı, Hayati Kamhi, Altan Öymen, Özdem Sanberk, Ömer Dinçkök, Tarhan Erdem, Sönmez Köksal, İlter Türkmen, Volkan Vural, Edip Başer, Hikmet Çetin,Rona Yırcalı gibi aralarında Sabetay ailelerden gelen isimler GİF’in kurucuları arasında yeralıyor.




9-
Hanzade Doğan Boyner, Hasan Çolakoğlu, Suzan Sabancı Dinçer, Metin Fadıllıoğlu, Memduh Karakullukçu, Özden Sanberk, GİF, “İcra Komitesi” üyeliği görevini yürütüyor. Bu isimler ve akrabalık ilişkilerini aşağıda uzun uzadıya anlatmaya çalışacağım.



10-
IMF’li yetkililerle toplantıya katılan Faik Öztrak, Saint Joseph Lisesi, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi ve İngiltere Birmingham Üniversitesi’nde eğitim aldıktan sonra Hikmet Çetin ve Henri Barkey ile aynı dönemde Devlet Planlama Teşkilatı’nda iş hayatına başladı...

11-
Bürokrat bir aileden gelen CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak,eski İçişleri Bakanı Mustafa Faik Öztrak’ın torunu, TRT’nin kurucusu ve ilk Genel Müdürü Adnan Öztrak ile eski Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri İlhan Öztrak’ın yeğeni, eski İçişleri Bakanı Orhan Öztrak’ın oğludur.

12-
Öztrak ailesinin tepesindeki isim Mustafa Faik Öztrak, “İttihat & Terakki Cemiyeti”nin üyesi. 1939-1942 arasında İçişleri Bakanlığı yapan Mustafa Faik’in oğlu ve IMF’li yetkililerle toplantı yapan Faik Öztrak’ın babası Orhan Öztrak, kardeşi Adnan ile birlikte Paris’te eğitim gördü.

13-
İngiltere’de eğitimini tamamlayıp 1979'da Devlet Planlama Teşkilatı’nda işe başlayan torun Faik Öztrak, aynı teşkilatta müsteşar yardımcılığına kadar yükseldi. 2000'de Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’na atanan Öztrak, kurumun başkan yardımcılığı görevine getirildi.

14-
2001 yılında yaşanan ekonomik krizle birlikte Kemal Derviş’in sağ kolu olarak Hazine Müsteşarı olarak atanan Faik Öztrak, Derviş tarafından uygulamaya konulan “Türkiye’nin Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı”nın hazırlanması ve uygulanmasında görev aldı.




15-
Müsteşarlıktan 2003’de istifa eden Öztrak, bir süre Milliyet’de yazılar yazdı, ODTÜ ve Bahçeşehir Üniversiteleri’nde dersler verdi.  2005-2006 yılları arasında TÜSİAD-Koç Üniversitesi Ekonomik Araştırma Forumu başkanlığını yapan Öztrak, 2007’de Koç kontenjanından CHP MV. oldu.



16-
CHP Genel Başkan yardımcısı olan ve IMF’li yetkililerle toplantı yaptığı ortaya çıkan Faik Öztrak’ın aile kökleri de “Bülbülderesi Mezarlığı” ve Sebataylara uzanıyor. Öztrak’ın aile soy zincirinden önce “Bülbülderesi Mezarlığı” hakkında bir izah yapmak gerekiyor.



17-
İstanbul, Üsküdar, Selanikliler Sokağında bulunan “Bülbülderesi Mezarlığı”na Osmanlı döneminde “Mesih”liğini ilan eden Sabetay Sevi’nin soyundan gelen ailelerle Sabetay Sevi’nin dünyayı 26’ya bölerek atadığı 26 halifesinin soyundan gelen aileler defnediliyor.

18-
Sabetaycılar, sadece kendileri gibi Sabetay Sevi’ye inanan ve iman edenlerle, kripto veya açık kimliğe sahip Musevilerle evleniyor. Bugün siyaset, medya, spor, sanat, iş dünyası, bürokrasi de gördüğünüz birçok ismin aile bağları ve kökenleri, “Bülbülderesi Mezarlığı”na çıkıyor.

19-
Tıpkı, IMF’li yetkililerle toplantı yapan İYİ Partili Durmuş Yılmaz’ın üyesi olduğu GİF’in kurucuları ve yöneticilerinin çoğunluğunda olduğu gibi. IMF’li yetkililerle görüşen bir diğer isim olan Faik Öztrak’ın aile zinciri ise şu şekilde karşımıza çıkıyor.

20-
Öztrak ailesinin akrabalık zinciri, Dr. Vedat Nedim Tör üzerinden Bedirhan Aşireti, Doğu Perinçek’in eski eşi, Sözcü Gazetesi yazarı Emin Çölaşan ve MİT Kontrterör Dairesi Eski Başkanı Mehmet Eymür’e kadar uzanıyor.

22-
Dr. Vedat Nedim Tör’ün amcası, Erkan-ı Harbiye mezunu, Kurmay Subay olarak Londra Sulh Konferansı Askeri Müşavirliği, Kolordu Kurmay Başkanlığı, Madenler Genel Müdürlüğü, İstanbul ve Gümüşhane Milletvekilliği gibi görevlerde bulunan Mustafa Edip Servet Tör dür.

23-
“Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası” üyesi olan Mustafa Edip Servet Tör, 1927-1930 dönemleri arasında “Büyük Ustalık” makamına seçilmiş ve 2 Eylül 1960’da vefat etmiştir. Mustafa Edip Servet Tör’ün kızı ise Kemal Yükselengil’in eşi Ayşe Basire Yükselengil dir.


24-
Amca çocukları olan Vedat Nedim Tör ile Ayşe Basire Yükselengil’in dedeleri Ferit Servet Paşa’nın kardeşi Binbaşı Ali Süreyya beyin kızı,eski MEB Vasıf Çınar ile İzmir MV. Esat Çınar’ın yeğeni, eski Ankara CHP MV. Dr.Ahmet Hamit Selgil’in eşi, Zeynep Neriman Selgil dir.

25-
Zeynep Neriman Sergil’in teyzesi, Suna Çınar, Ayion Öztrak, Meral Atman, Çınar Evcan’ın annesi, Vasıf Çınar’ın kardeşi, Orhan Öztrak’ın kayınvalidesi ve Orhan Öztrak'ın oğlu CHP Genelbaşkan Yrd. Faik Öztrak’ın anneannesi olan İsmet Evcan dır.

26-
İsmet Evcan’ın dünürü, emekli General Musa Kazım Ersanlı’nın oğlu Mehmet Besalet Ersanlı, İsmet Evcan’ın eltisi olan Maliha Evcan, Çınar, Öztrak, Atman, Çakın, Yavuz, Tümer, Turagay, Arman ve Kurtkaya ailelerinin yengesidir.

 
27-
Meliha Evcen’in kızı Canan Türkmen’in eltisi Meral Türkmen, Türkmen’in teyzesi Av. Sabri Sipahioğlu’nun eşi, Turan, İlhan, Faruk, Haluk Sipahioğlu’nun annesi, İnce, Güntekin, Yıldırım, Seymen, Mat, Sevim, Çölaşan, Tural, Işıl, Dengiz, Tartan, Türkmen, Ilgazların akrabası Firdevs Sipahioğlu dur.

28-
Eski Hamburg Başkonsolosu Galip Evcen ve eşi Meliha Evcen’in torunu, Emekli Büyükelçi Doğan Türkmen’in kendisi ve dedesi gibi diplomat olan, eski Lizbon Büyükelçisi oğlu Kaya Türkmen’in kayınbabası, Emekli Deniz Kurmay Albay Ali Şahabettin Gürel dir.

29-
Ferihan Gürel’in de eşi olan E.Dz.Kur.Alb. Gürel, Hamiyet Eymür ile E.Dz.Kur.Alb Fethi Gürel’in kardeşi, E.Alb.Mazhar Eymür ve Sina Gürel’in kayınbiraderi (Kayınço), MİT eski Kontrterör Dairesi Başkanı Mehmet Eymür’ün dayısıdır.



30-
Bu aile bağlarının yanında Firdevs Sipahioğlu, Sözcü Gazetesi yazarlarından Emin Çölaşan’ın annesi Türkan Çölaşan’ın halası, Meral Türkmen ise yine Emin Çölaşan’ın annesi Türkan Çölaşan’ın diğer halasının kızıdır.

31-
İsmet Evcen’in gelini Prof.Büşra Ersanlı’nın ablası Sırma Evcan, Doğu Perinçek’in eski eşi, İsmet Evcan ve Meliha Evcan’ın görümceleri Mürüvvet Çakın’ın damadı, eski Genelkurmay 2. Başkanı, Irak ve Avusturya eski Büyükelçisi olarak görev yapan Seyfi Turagay dır.

32-
Vedat Nedim Tör’ün amcaları Fikret Servet ve Edip Servet Tör’ün eşleri,Trablusgarp valisi olarak görev yapmış Ahmet Rasim Paşa’nın torunları Hayriye ve Raika hanımlardır. Fikret-Hayriye Tör çiftinin kızı Emel Harunoğlu, İnegöllüzade Selami beyin torunu Cabir Selek'in dünürüdür

33-
Ahmet Rasim Paşa’nın Hicaz, Yemen valiliği yapan oğlu Mehmet Kamil beyden olan Hayriye ve Raika isimli torunlarının dışında Mehmet Kamil beyin diğer kızlarından Fahriye hanım, Nevzat Tandoğan’ın eşi, Zübeyde Rasime hamın ise Esat Edin’in anneannesi dir.

34-
CHP Genelbaşkan Yrd. olan Faik Öztrak’ın akrabası Ahmet Rasim Paşanın vali oğlu Mehmet Kamil beyin 4 kızından birisi olan Zübeyde Rasime'nin ilk eşi, Faik Öztrak’ı 2001 yılında kanatları altına alan ve Hazine Müsteşarlığı görevine getiren Kemal Derviş’in amcası Cemal Bükeydir.

35-
Bu aile bağları ve ilişki ağları öyle tesadüf olarak bir araya gelmiş değildir. Dün IMF'li yetkililerle bir araya gelenler, 2001 yılında da kol kola girenlerdi. Üstelik liyakat değil kan bağı belirleyiciydi ve ülkeyi emperyalizme peşkeş çektiler. (E.Erciş’e teşekkür ile)


VE 
FİNALİ BİRAZ DAHA MUHKEM KILALIM:

DEVLETİN KADROLU KENEGİLLER FAMİLYASI OLAN ÖZTRAK’LARIN AKRABALIK BAĞLARI

Cumhuriyet Halk Partisi’nin sözcüsü Faik Öztrak’ın deşifre olan akrabalık ilişkileri herkesi hayrete düşürdü.!

Babasından dedesine CHP’nin birçok kademesinde etkin görevlerde bulunmuşlar. 

Babası ve dedesi CHP’li İsmet İnönü ve Bülent Ecevit’in en yakınında bulunmuş.  

Faik Öztrak’ın ailesi 1 asırdır devlete yuvalanmış. 

Öztrak ise  IMF ile 2001’den bugüne dillere destan bir aşk yaşadı. 

CHP sözcüsü, IMF’in Türkiye’den para tahsilatını sağlayan kişiydi.





Cumhuriyet Halk Partisi'nin (CHP) sözcüsü Faik Öztrak'ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ailesine neredeyse her açıklamasında vurgu yapıyor. 

BU KRİPTOLARIN TAMAMI DEVLET BÜROKRASİSİNDE!

Liyakat yalanını diline dolayan ve "hedef aldığı aileler"(!) üzerinden primitif bir siyaset yapan Öztrak'ın ailesinin yıllardır devletin sırtından geçindiği, eski hükumetler ve bürokraside önemli roller aldıkları ortada...

Öztrak ailesinin geçmişine bakıldığında bürokrasi ve siyasetin merkezinde yer alan bir aile yapısı olduğu görülüyor. 

Akrabalarından birçoğunun devletin ya da başka kurumların belli noktalarında yıllarca görev yaptığı kaynaklarda da mevcut..

 Dedesi Mustafa Faik Öztrak

Örneğin CHP'li Faik Öztrak'ın dedesi eski İçişleri Bakanı Mustafa Faik Öztrak sekiz dönem CHP milletvekilliği yaptı. Bugün Tunceli dediğimiz Dersim'de "Olmayan" isyanı bastırma gerekçesiyle, kadın ve çocuklar da dâhil olmak üzere ortak paydaları Alevilik olan vatandaşlar katledildi. Belgenin altında Dâhiliye Vekili (İçişleri Bakanı) Mustafa Faik Öztrak'ın imzası var.

DEDESİ ŞEKER FABRİKALARINA USULSÜZCE ORTAK OLMUŞ!

Öte yandan dönemin gazete kupürlerine baktığımızda Faik Öztrak'ın dedesi Mustafa Faik Öztrak'ın 1930'lu yıllarda şeker fabrikalarına usulsüzce ortak olduğu ortaya çıkıyor.

İşte dönemin gazetelerinden bu usulsüzlüğü gözler önüne seren birkaç örnek.



















































































 
Babası Orhan Öztrak ise İsmet İnönü dönemi İçişleri Bakanlığı yapmış bir kişiydi. 

Ayrıca Bülent Ecevit'in Gümrük ve Tekel Bakanlığı'nı yaptı.


 
Babası Orhan Öztrak

Öztrak'ın babası Orhan Öztrak bakan iken CHP fabrika değil snack-bar açıyordu. 

Öztrak açılışta ise "bol içki ve sigara içilir İnşallah" ifadelerini kullandığı gazete kupürleri ile görülüyor.


 















































DENİZ GEZMİŞ'İN İDAMINA "EVET" DENİZ GEZMİŞ'İN İDAMINA "EVET" DİYENLERDENDİ

Bununla birlikte Deniz Gezmiş ve iki arkadaşının idamına da "evet" dedi. 

Amcası İlhan Öztrak, TRT'nin ilk genel müdürüydü...

Diğer amcası İlhami Öztrak ise Fahri Korutürk dönemi Cumhurbaşkanlığı Genel Sekterliği ve devlet bakanlığı görevinde bulundu.

IMF'DEN TÜRKİYE'YE PARA TAHSİLÂTI YAPAN KİŞİ

Faik Öztrak ise 2007'den bugüne CHP'de 23. 24. 25. 26. ve 27. dönem milletvekili olarak görev aldı. 

Öztrak, 2001-2003 arası Kemal Derviş'in Hazine Müsteşarlığını yaptı. 

Yani IMF'nin Türkiye'den para tahsilatını sağlayan kişiydi.



Türkiye tarihinin en karanlık dönemlerinden biri olan 2001 krizinin en bilindik isimlerinden biri Kemal Derviş'ti. 

O dönem IMF tarafından yapılan baskı ile Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı olan Kemal Derviş, yanına çok güvendiği bir ismi de aldı. 

Uluslararası güçler tarafından Türkiye ekonomisini tasfiye göreviyle koltuğa getirilen Kemal Derviş'in bütün faaliyetlerinde yancısı ve şakşakçısı olarak CHP'nin şu anki sözcüsü Faik Öztrak da bulundu !!! 

Öztrak, ABD'nin Truva atı olan Kemal Derviş ile birlikte Hazine'deki bütün milliyetçi ve muhafazakâr bürokratlara kıyım uygulayan ekipte yer aldı!


ÜSTÜNÜ ÖRTMEYE KALKTI

En son olarak Faik Öztrak İzmir'deki camilerden İtalyan devrim marşı "Çav Bella"nın çalınması karşın seçimlerde "Camide Dombra çalınırken neredeydiniz?" diyerek camiye yapılan saygısızlığı örtmeye çalışırken iftira attı. 

Çünkü AK Parti Ağrı Belediye Başkanı Savcı Sayan camiden hiçbir zaman dombra çalınmadığını açıklamıştı...

.../.

Şimdilik bu kadar....

Ali Aslan DODURGA
TÜRK!






(E.Ercis'e teşekkür ile)